Lilypie 5th Birthday PicLilypie 5th Birthday Ticker
Kıl oluyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kıl oluyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2009 Salı

Teşekkürler Home Centre


Home Centre'yi bilen bilir, bilmeyenlerede anlatayım birazcık..
Home Centre, Arap ülkelerinde 50 den fazla mağaza ve showroomu olan, müşteriye en iyiyi getirme sloganını kendine hedef edinmiş, farklı ülkelerden ihraç ettiği (Çin, Türkiye gibi..) mobilya, mutfak eşyası, mefruşat vb.. ürünlerini pazarlayan, İKEA'yı kendine idol edinmiş çakma bir IKEA işte..

Bakmayın başlıkta teşekkür ettiğime, aslında çok kızgınım onlara.. Sadece kendilerine, yaptıkları eşekliği aylar sonra zoraki düzeltme çabasına girdikleri için müteşekkirim..
Bu yazım sadece Home Centre müşterilerini ilgilendiriyor gibi görünebilir fakat benim asıl sitemim Home Centre'ye ürün ihraç eden İSTİKBAL markasına..

Ramazan ayının son günlerinde Home Centrede beğendiğimiz ''Konya'' isimli bir köşe takımını satın almakla başladı benim bütün derdim:( Bir hafta sonra evime teslim edilen takımı monte ederken kullanma talimatının türkçe olması dikkatimi çekti önce, daha sonrada iç döşemelerinde İstikbal logolarını görünce kendi ülkemin malını satın almış olmak onure etti beni..( ne işe  yarıyorsa..) Fakat akabindeki 10-15 gün içinde koltuklarda döşeme kumaşının altındaki dolgu malzemesi sabitlenmediği için yığılma ve potlanmalar oluşmaya başladı.. Durumu Home Centre yetkililerine bildirdiğimizde bizden sorunlu bölgelerin fotoğraflarını çekip getirmemizi istediler ve koltukların hatalı olduğunu kabul edip tamir için Cidde'ye göndereceklerini söylediler..  
15 gün süren tamirden sonra koltuklar iade edildiğinde aynı ilk günkü gibi paketlenmiş haldeydiler. Eve teslim eden adamlara üst kartonlarını çıkarttırıp altındaki naylonlarına açmamalarını tembihledik. Koltuklar krem rengi ya elleri kirlidir şimdi, biz açarız düşüncesiyle:) sonrada teslim aldığımıza dair kağıdı imzalayıp gönderdik.. Koltukların üzerindeki naylon kaplamayı kaldırdığımızda gözlerimize inanamadık:) Ne mi çıktı? Koltuklar 15 gün önce tamir için verdiğimiz haliyle hiç dokunulmadan geri getirilmişti. Hatta abartmıyorum üzerine eşimin saç teli düşmüş o bile halen yerinde duruyordu:) 
Silahlarımızı, badigartlarımızı kuşanıp :P Home Centre'nin yolunu tuttuk:) bizi gayet sakin karşılayıp cidden mii? sahi mii? diyerek havamızı aldılar ve ertesi gün tekrar gelin, bizde Cidde ile görüşelim neden böyle yapmışlar, gerekirse değişiriz diyerek geri gönderdiler.. Fakat ertesi gün mağazaya gittiğimizde karşımızda bir tane muhatap bulamadık:( ve neden sonra bize Cidde'ye ait bir numara verip muhatapımızın onlar olacağını söylediler. Biz de daha mağazada numarayı aradık, fakat karşımızdaki adam hazırlıklıydı ve koltukların tamiri için ellerinden o kadarının gelebildiğini söyledi (kaldı ki ben halen daha o koltukların Cidde'ye gidip geldiğine inanmıyorum çünkü üzerindeki saç teli hiç değilse yoldaki sarsıntıdan yer değiştirirdi:P) ve üzerinede ekledi, mağazamızda daha pahalı ürünler vardı onlardan alsaydınız madem.. ( sanki bizim sorunumuz ödediğimiz paraydı. bizim zorumuza giden ürünün tamire diye götürülüp aynı şekliyle geri getirilmesi, aptal yerine konmuş olmamızdı) bizde bunun üzerine Home Centre markasını ticaret odasına şikayet edeceğimizi söyledik(burada Tüketici hakları ticaret odasında aranırmış onuda yeni öğrenmiştik;)) karşı taraf oldukça pişkindi nereye kadar gidebiliyorsanız gidin, elinizden geleni yapın dedi bize..  O gün o koltukların üzerimize yamandığını düşünerek berbat bir moralle ayrıldık mağazadan:( 
Daha sonraki günlerde bir dilekçe hazırladık ve Home Centre'nin Dubai'deki genel merkezine şikayet maili yazdık. sorunumuz giderilmezse ekteki dilekçeyi fatura ile birlikte ticaret odasına vereceğimiz söyledik..(biraz tehtidvari olmuş ama) Ve daha sonra öğrendik ki eğer haklı bulunursak Ticaret belgeleri bile ellerinden alınabilirmiş..
Sonraki günlerde benim hayatından vazgeçmiş kocam kah yoğun işlerini, kah unuttuğunu bahane edip hep vermeyi erteledi dilekçeyi.. Bende zaten ümidi kesmiş, koltukları nasıl başımdan atabilirim diye çareler aramaya başlamıştım.. 
Ta ki birgün, bir tanıdığımızın bize, önceki gün Home Centre'den alışveriş yaptım bana sizi tanıyıp tanımadığımı sordular ve telefon numaranızı aldılar dedi.. sabırla bize ulaşmalarını bekledik. neden sonra (ki en az bir ay geçti bunun üzerinden sanırım o güne kadar bizim tekrar mağazaya gitmemizi beklediler ama sonunda ya vicdanları daha fazla müsade etmedi:P yahut Dubai dilekçemiz işe yaradı bilemiyorum artık:))bize telefon açmayı akıl ettiler ve ertesi gün 10'da size gelecez diyip kapattılar telefonu:) bizim niçin geleceksiniz, napacaksınız diye sormamıza bile müsade etmediler..
Ertesi gün yanlarında elimizdeki takımın aynısıyla çıkıp gelmişlerdi..Aslında bu duruma bize sorulmadan karar verilmiş olmasına sinirlendim çünkü gelecek yeni takımda aynı seri üzerinden üretildiği için aynı sorunu çıkarması kuvvetle muhtemeldi ve zaten onlarda bende aynı sorunu çıkaracam der gibi bakıyorlardı:) ama bi kere kapıya kadar, üstelik yenisi ile gelmişlerdi sesimizi çıkarmayalım artık dedik.. Fakar bu sefer temkinliydim:) üzerlerindeki bütün ambalajları apartmanda açtırıp sağını solunu inceledim ve daha sonra evdeki koltukların çıkarılmasına müsade ettim.. Adamlar yeni koltukları içeri taşıyıp gitmek üzere iken eşim bana, monte ettirelim mi? diye sordu.. Boşver elleri kirlidir şimdi :) biz monte ederiz dediysem de, portmantoyu kaldırırken belini incittiğini bahane ederek adamlara gitmeden monte etmelerini rica etti.. Adam koltuğun ayağını takmak için koltuğu ters çevirdiğinde altının boydan boya kırık olduğunu gördük:( altındaki sandık kısmı tamamen içeri çökmüştü. Belkide bunu bilerek getirmemişlerdi ama biz ikinci sefer aldatıldığımızı düşündük:( Kocama kalsa sandığınıda kullanmayıveririz boşver kabul edelim diyordu ama ben evdeki eskileride, kırık yenileride ellerine verip gönderdim:). Aradan 10 dakika geçmeden Home Centre yetkilileri bizi arayıp sorunlu koltuklara karşılık mağazalarından istediğimiz bir koltuk takımını alabileceğimizi söylediler. Evet bizde bu kadar şeyden sonra inanamadık ama yaptılar:) ve ben eski takımdan tamamen alakasız, tamamıyla farklı, ÇİN MALI bir takım beğendim:) İki gün önce de evimize teslim edildi. Umarım bu koltuklarda artık bir problem çıkmaz çünkü kocam varsa bile sakın bana söyleme kaldır at daha iyi diyor:D napsın adamcağız bu kadar zaman zarfında benim ile Home Centre arasında en çok yıpranan O oldu:)
Sanki aylardır o koltukları sırtımda taşımak zorundaymışımda, birisi aniden sırtımdan indirmiş, kuş gibi hafiflemişim gibi hissediyorum şimdi kendimi..O günlere geri dönüp baktığımda, o günlerden bize, yaşadığım stresi saymazsam koltukların üzerinde çekilmiş birkaç tatlı fotoğraf ve mağazalarında telefonla konuşup her türlü hakareti işittikten sonra çıkarken, ağlayarak ''Aşkım ben artık eve gitmek istemiyorum o koltuklar sinirlerimi bozuyor'' diyen bana, bir taraftan göz yaşlarımı silerken ''Yapma bitanem bir koltuk için değer mi yenisini alırız hatta hemen gidip çıkartalım onları evden'' diyen kocamın tatlı tesellileri kaldı.. Ha tabi birde bir sürü tecrübe;) Örneğin, seneye Allah izin verirse Türkiye'de de bir evim olacak ven ben evime asla İSTİKBAL markasını sokmayacağım.. İstikbal gibi bir marka ihraç ürünlerini bu şekilde dandik üretmemeli. Hele de Türk kalitesine her şekilde güvenen arap ülkelerine...Home Centre mi? Hym.. çok cicili bişeler olursa onu belki düşünebilirim:P
Bu arada biz susmayıp hakkımızı aradığımız için ve ümidi kesmişken birden herşeyin değişivermesi bizi fena gaza getirmiş durumda:) sagımıza solumuza bakıp bizi kim dolandırdı şikayet etsek diye aranıyoruz:P 
Şimdi sırada geçen hafta bize, tahlil için 200 riyal fatura kesip, bizden 300 riyal tahsil eden laborantta..;)

25 Aralık 2008 Perşembe

Televizyonsuz hayat.. Ne rahat..

Sevemedim şu meredi.. 10 dakikadan fazla karşısında kalmak çıldırtıyor beni.. Gürültüsü zaten cabası.. O yüzden özel bir sebep (babamızın evde olduğu günler, ki bunlar toplasan senede bir hafta etmez) olmadığı durumlarda açmam, aramam bile.. sıkıntıdan patlasam tv yi açmak aklıma gelmez şükürler olsun..:)

Günlerdir hobilerimle uğraşmaktan ellerimde derman kalmadı bugün dinlenmeleri gerektiğini düşündüm ve beni onlardan alıkoyabilecek başka bir uğraş bulamadım..:( yaklaşık 10 gündür evden çıkamamış olmamında verdiği etkiyle kendimi tv karşısına bağladım.:)

Dayanamadım ama, isyanım içimde büyüdü artık. bileklerimin ve ellerimin bütün ağrısına rağmen buraya aktarmak istedim..

Çeyrek asırlık hayatımda bu kadar riya, bu kadar kan, bu kadar şikayet görmemiştim.. Halkımın kültürünü bile şekillendirebilmeye kadir bu nimetin bu kadar vahşice kullanılmasını görmek ne kadar acı verici:( Hiçbir kanalın diğerinden farkı yok.. Hepsi sanki tek bir kişi tarafından yönlendiriliyor.. yalnızca bir kaçı sağ elle, bir kaçı sol elle..;)

Gençliğe neler olduğunun sebebinide buldum işte.. Bizler böyle bir tv yi izlemekten zevk alıyorsak çocuklarımızıda kendi eserlerimiz olarak kabul etmek zorundayız.. Bu arada RTÜK denen kuruluşun ne işe yaradığını merak eder durumdayım..

Bugünkü tv zapıma yemekteyiz programında ara verdim.. Orada izlediğim kişiler İbrahim'in tabiriyle televizyonun içinde yaşayan amcalardan değildi, bizzat bizden, içimizden benim ülkemin insanlarıydı. Hayatımda onlar kadar riyakar, ikiyüzlü ve görmemiş insanlar tanımamıştım.. Bir insan miktarı ne kadar olursa olsun PARA denen şey için bu hallere düşer mi? Acaba büyük mü konuşuyorum?

Programın bitmesine tahammül edemedim, yarım saatliğine kapattım tv yi. Kulaklarımı ve sinirlerimi dinlendirdikten sonra daha güzel birşeyler görebilmek ümidi ile tekrar açtım.
Ve haberler.. Kriz vıdıvıdısını, zamları, şunları bunları sabırla dinledim ama bugünlerde Türkiyem'i beyazlara bürüyen Kar'dan bu kadar şikayet edilmesine yüreğim dayanamadı.. Yahu daha birkaç ay önce suyumuz bitiyoor diye deli divane bağırıp çağıran siz değilmiydiniz.. Şükürsüz nankörler.. Yaradanınız size yaranmak zorunda mı? Bolu'da kardan yollar kapanmışta, muhabir sanki bir felaket yaşanmış yüzlerce insan kaybolmuş gibi anlatıyor olayı. Tamam hoş değil yaşananlar ama acaba orada bir yakınımız varmıydı, kimseye bişe olmuşmudur diye telaşlandırmaya da hakkı yok bizi.. Eminim birkaç gün sonra birkaç bilmişde çıkıp yağan kar yeterli olmadı diye bir açıklama yapacaktır.. O zaman o muhabiri bulup kafasını karlara gömmek gelecek içimden..

Ve son olarak bir ara takip etmiştim şimdi ne hallerdedir diyerek Tek Türkiye dizisini izledim..:( Gerçekleri gösterelim derken egolarını tatmin etmekten öteye gidemeyenleri.. İğrençti yaa. Bu dizi amacını aşmıştır artık, bitirilmesi gerekmektedir ki o yolda gittiğini izlemledim zaten.. İsabet olur.. Bu diziyi hep ben ve üzeri yaşlarım mı izliyor? Yönetmenlerinin böyle bir garantileri mi var? Vahşet bu boyutta mı sergilenir insanların önüne? Eminim bunun üzerimde bıraktığı etkiyi birkaç gün atamıyacam ve her gece kabuslar görecem.. Çocuğumun ve izlemek zorunda kalan çocukların üzerinde bıraktıklarını hiç düşünmek istemiyorum zaten..:( Bazı gerçekleri insanlara gösterebilmek için bu yolların denenmesi benim ''fazla insancıl'' ruhuma ters düşüyor napayım..:( ama eminim bugün o diziyi izleyipte keyifle bir dizi izledik diye kanepelerinde yayılanlarda olmuştur..

Ve gelelim keyifli tarafına..;)
Yemekteyizden başlayalım.. Ben hiçbir zaman o programdaki yarşmacılar gibi market listesi hazırlayamadım.. Hazırladıklarımıda ya evde unuttum yahut markette yanımda olduğunu unuttum:) Hep bodozlama daldım reyonlara ama birşeyi unutup da eve geldiğim çok nadirdir:) yani demem o ki boşuna liste yapıyorlar :P

Masa düzenleri.. Kendi aralarında hep eleştiriliyor zaten ben onları eleştirmeyecem.. Bende misafirlerime onlar gibi sofralar kurmaya gayret ederim ama daha bugüne kadar onlar gibi yapmacık, soframdaki her kurala riayet eden misafirim olmadı henüz.. Yeri geldi milletvekillerini, ailelerini ağırladım yeri geldi ben ve ailem için daha önemli insanları.. Bıçaklar neredeyse hiç kullanılmadı, kullanılanlarda amaçlarının dışındaydı:) Servis tabaklarını hep kalabalık ettiği gerekçesi ile bir tarafta yığılmış halde buldum:) Ve son olarak nimete saygı diye çığırtkanlık yapıp, konuklarının önünden aldıkları yemek dolu tabakları birbiri üzerine koyarak mide bulandırıcı bir şekilde taşıyanların saygı ölçülerini çok merak ediyorum..

Ve Tek Türkiye eleştirisi..:)
Fazla söyleyecek lafım yok çünkü aklıma geldikçe sinirlerim bozuluyor.. Yalnızca son sahnede doktor öldürülen karısına sarılıp ağlarken, öğretmen nefes alıp yutkunuyordu ya.. Bütün konsantrasyon mahvoldu.:)

4 Kasım 2008 Salı

Oynatmaya az kaldi..


İki gündür uykularım biri veya birileri tarafından en tatlı yerinde bölünüyor:( Ve bölündüğü yerde film kopuyor artık uykuya devam edemiyorum;( Beynim sinyal çanlarını çalmaya başladı.. Sana uyku diye bişe yok, sen kıymetini bilmiyon diyo bana:( yoksa benim bu saatte ayakta olduğum görülmüşmüdür:P Şaka bir yana gerçekten sıyırmak üzereyim bütün gün ağrı kesici sakinleştirici ne bulduysam indirdim mideme.. Gece 11'de de bütün ev halkını silah zoru ile uyutup, uykumu bölebilecek bütün araç ve gereçleri ihma edip kafamı yastığa koymuştum kii...Görgüsüz, insanlıktan nasibini almamiş aklıma gelen her türlü hakareti etmeyi müsait bir komşumuz (muhtemelen Mısırlı) televizyonun sesini sonuna kadar açtı, tam da yatak odamın altında.. Ben bile üst kattan rahatlıkla anlayabiliyorum ne izlediğini:( İlk başlarda kafamı yastığa gömüp 'Ya Sabır' çekiyordum fakat benim gibi rahatsız olan başka komşularımız da varmış demek duvara yahut yere sertçe vurma sesleri duydum.. Fakat pişkin komşumuz kendine yakışanı yaptı ve aynı şekilde oda vurarak karşılık verdi ve üstüne tv'nin sesini daha da yükseltti.. O anda ulaşabildiğim en sert cisim elektrik süpürgesinin demirleri oldu ve bende vurmaya başladım.. Bir ben, bir diğer komşu, bir kendisi, bir ben, bir diğer komşu, bir kendisi... Sonunda bu yarışın sonu yok diyerek pes eden ben oldum..Çünkü beynim o dayanılmaz ağrının sinyallerini vermeye başladı:( Kafamı tekrar yastığa gömüp artık ''Allahim nolur ya aklımı al ya canımı'' diye dualar etmeye başlamıştım ki birden televizyonun sesi kesiliverdi..:) Diğer rahatsız olan komşumuz dışarı çıkıp münasebetsiz komşumuzun evine giden ana şalteri kapatmiş:) Fakat şimdi adam Elektriğimi kesebilirsiniz fakat sesimi aslaa dercesine kafasını pencereden çıkarmış eşekler gibi anırıyor:S Önceden rahatsız olan sadece ikimizdik şimdi bütün sokak dinliyor iyi mi? Sevgili komşuma hakkım helal etmiyorum diyerek kapattım penceremi.. Sabaha kadar anıracak değil ya elbet o sesi de kesilecek.. Yazık, olan benim uykulara oldu yine:(