Lilypie 5th Birthday PicLilypie 5th Birthday Ticker

22 Haziran 2009 Pazartesi

Karnemizi aldık..


Bahar aylarına girdiğimizden beri sanki birisi günlere ip bağlamış çekiyor:( Hiçbirşeye yetişemiyorum günler çabucak geçiveriyor. Ben ise hep yoğunum, hep işim var, hep bişeyler yetişmiyor, hep yorgunum:( Kışın ne yapsamda zaman geçse derdim, şimdi de neyi yapmazsam zaman kazanırım derdindeyim:)
Bu yoğunluğa İbrahim'de dahil tabi.. Geçtiğimiz hafta muhteşem bir törenle karnesini aldı ve annesinin yoğun programından tören telaşını çıkartıp İbrahim'i kovalama telaşını ekledi..

Bugünlerde kendi çocuğumu tanıyamıyorum:( hatta gören hiçkimse tanıyamıyor. Başlarda biraz hoşgörü zamanla çare olacaktır diyordum ama artık Türkiye'de bir hiperaktive testi yaptırmayı ciddi ciddi düşünüyorum. Tek tesellim dikkat eksikliğinin olmaması. Tabi bu kendi tesellim...

Gelelim karne törenine.. aslında yazılacak çook şey var ama malum vakit yok:) Birkaç resim ve ekleme ile kısaca bahsedeceğim.


Bu prova gününden bir resim.. İbrahim Eren'in fotoğraf çektirdiğini gören kızlar hemen etrafında toplandılar. Ayrıca diğer vakitlerde de kızların İbrahim Eren'e ilgisi çok fazla:) dikkatimden kaçmadı;)

Törene ait bir resim yok malesef:( burada kadınların olduğu ortamda resim çekmek yasak olduğu için çekemedim. Okul özel fotoğrafçı ile çocukların resim ve videolarını çekti fakat fotoğrafçıda işi beceremedi sanırım. Çektiği fotoğraflara henüz ulaşamadık. Belki önümüzdeki sene başında ulaşabilirmişiz:) iyiki prova gününde birkaç resim çekmişim;) şimdi bunu bulamayan annelerde var;)

Tören sonrası içinde karnesi ve çeşitli hediyelerin bulunduğu çantası ile okuldan çıkarken.. Ağzı gözü bir türlü yeride durmadığı için var olan resimleride bu halde:)




video

Bu video (eklemeyi becerebildiysem) İbrahim Eren'in tören için ezberlediği şiiri..
(Şiiri okurken o kadar tembihledik ki ''elini ayağını oynatma'' ''sağa sola bakma'' diye.. 4. çekimde ancak bu kadar hakim olabildi kendine:D)

Birde sınıf ile birlikte ''Ummi Kam Ahwaha'' şarkısını söylediler.. Onuda dinlemek isteyenlere youtubeden videosunu ekliyorum..


İbrahim Eren ve sınıf arkadaşları sahneye çıktıklarında arkadanda bu şarkı çalmaya başladı. Onlarda ellerinde kocaman birer kırmızı kalp ile şarkı eşliğinde salındılar:) tören sonrasında da o kalpleri annelerine hediye ettiler..



Başka neler mi yaptık??


TRT de yayınlanan Efsane Prens dizisine hayran olduk. Öğlen uykumuzdan fedakarlık ettik mutlaka izledik.. Hatta o kadar gaza geldik ki dizinin kahramanı Jumong gibi bir savaşçı olabilmek için bir Taekwando kursuna bile yazıldık.:)


Fakat kursta bir-iki tekme yiyince ben savaşmayı öğrendim zaten diyerek gitmek istemedik. Daha sonra çok kıymetli canımızın yandığını itiraf ettik;)




Alışveriş merkezinde rasladığımız Miki Fare ile sohbet ettik poz verdik..

İki balığımızın ölümünü gayet olgun karşılayıp, babamızla birlikte cenazelerini evimizin önündeki ağaçların dibine defnettik..


Külahta dondurma yemeyi öğrendik..


Boş vakitlerimizde özgün sanatımızı sergiledik..


Bu kadar yeterli sanırım vakit yok filan derken oldukça uzun bir post oldu okuyacaklara sabır diliyorum;)vaktim olsa nasıl olurdu ben bile merak ettim şimdi:)
Bir hafta içerisinde Türkiye yolcusuyuz inşaAllah. Umarım Türkiye'den post gönderme fırsatını yakalarız.. Medine'den sevgiler..

8 Mayıs 2009 Cuma

Okullu balık..



İbrahim Eren'in okulda her hafta farklı bir konu işlediklerinden bahsetmiştim.
Örneğin bir önceki hafta konu, aromaların yiyeceklere kattığı tatlardı. Bir hafta boyunca vanilyalı, kakolu, muzlu, çilekli bisküvi yemekten helak olmuştu çocuklar:))

Bu haftaki konuları ise Su ve suda yaşayan canlılar.. Bundan dolayı her çocuktan okula bir balık getirmeleri istendi. Hem balıkların sudaki yaşamları gözlemlenecek hemde bu yaşta bir canlının sorumluluğunu üstlenerek çocuklara sorumluluk duygusu kazandırılacak..

Her ne kadar birkaç hafta önce saksılara ekip, İbrahim'i sulaması için görevlendirdiğim tohumlar aşırı sulanmaktan çürümüş olsada, özgüven gelişimi için bu mavi balık da hafta başında İbrahim Eren'le birlikte okula başladı;)

Aklı okuldaki balıkta kalmasın ve olurda ölürse teselli etsin diye evde boş duran akvaryum içinde bizi gördükleri zaman kafalarını kuma gömmeye çalışan bu balıkları aldık:)
Şimdilerde İbrahim Eren beş adet balığın sorumluluğunu üstlenmiş durumda.. Buraya kadar herşey normal gibi görünse de bu hafta bir balık uğruna hem beni, hem öğretmenini, hem servis teyzesini hemde zavallı mavi balığını helak etti.. Neden mi? Mavi balık okulda kalırsa korkarmış diye hergün İbrahim Eren'le birlikte okula gidip eve geri geldi:) yol boyunca servis teyzenin hiç derdi yokmuş gibi taşıma kavanozuyla birlikte kucağında seyehat etti:) okul haricinde dışarı çıkarken bile balığı yanımıza almayı planlıyoruz ama şimdilik annenin çığlıkları buna müsade etmiyor;)

Umarım ömrü uzun olur.. Ölmemeleri için dualar ediyoruz ama birgün mutlaka bu gerçekle karşı karşıya kalacaz.. Ölümün ne anlama geldiğini biliyoruz fakat bu aşırı sahiplenme duygusunun tepkileri nasıl yönlendireceğini kestiremiyoruz..

27 Nisan 2009 Pazartesi

Canım Efendim..


Ben seni görmeden sevdim
Yorgun gecelerde titreyen bir yetim bir öksüz yüreğimde sevdim seni
Ey gönül bahçemde büyüttüğüm nazlı çiçek,
Ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı
Bu hasret, bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek

Ben seni görmeden sevdim

Yolunu gözledim bir Medine sabahı
Ellerimde güller, güllerki kokunu aldığım, kokunu alıp yandığım
yanıp yanıp agladığım...
Ben seni görmeden sevdim
Gözlerini gözlerime değdir efendim, ellerini ellerime
Sevmeyi senden ögrendim ilkin, sevilmesi gereken herşeyi senden
Şefkat seninle mana buldu, buz çöllerini seninle aştım
Ben seni görmeden sevdim
Bahar yüzlü insanlar bildim etrafında pervane
onlardan biri olmak istedim hep, her emrine amade
Seninle yaşamak seninle ölmek,
ama en cok seni seni görmek istedim...
Ben seni görmeden sevdim, kokunu aldım güllerde,
Ben seni görmeden sevdim, adini andım yürekte
Sevgili Sevgili en Sevgili!!!!!


Umut Mürare



Ne uzun ne kısa kararında boy

Soyu İbrahim’den ne asil bir soy

Saçları hoş siyah dalgalı bir koy

Kemâlini giydir beni benden soy

Âlemlere rahmet yüzünü göster

Bu kul varlığından soyunmak ister



Güneş pervânesi o güzel yüzün

Nurundan ışığı vardır gündüzün

Solmaz bir gül rengin ne kış ne güzün

Tecelli ediyor yüzünde özün

Hasretim, yanarım, yüzünü göster

Kölen bu devletle avunmak ister



Simsiyah gözlerin âhû misâli

Dâim Hakk’a bakar her an visâlin

Beyazı ölçüsü gözde kemâlin

Kaşların sûreti gökde hilâlin,

Râzıyım rûyada yüzünü göster

Âşık maşukuna can sunmak ister



Bir tutam sakalın birkaçı beyaz

Mübarek vücudun serin kış ve yaz

Cânımı yoluna kurban etsem az

Dostlar defterine köleni de yaz

Açıver kapını yüzünü göster

Gönül hasretinden yakınmak ister



Duyular mükemmel, dişleri inci

Kokusuna tutkun, yaşlısı genci

Yürürken koşmadan olur birinci

Kapına gelmiş bir garip dilenci

Açıver ne olur yüzünü göster

Garip ayağına kapanmak ister



Yukarıdan aşağı heybetle iniş

Yürüyüşünde var hep bu görünüş

Âdetin baktığın tarafa dönüş

Bize nasip olsun hayırlı bir düş

Kerem et ne olur yüzünü göster

Kim böyle bir düşten uyanmak ister



Seni ilk görenler korku çekermiş

Sonra ülfet eder hemen severmiş

Benzerini asla görmedim dermiş

Erenler yolunda giderek ermiş

Benzeri bulunmaz yüzünü göster

Gönüller nurunla yıkanmak ister



Zâtının nûrundan vermiş sana can

Hilkate ruhunla başlamış Rahman

Yûsuf’ta yok sende olan hüsnü an

Ahlâkındır Senin, mûcize Kur’an,

Alemlere Rahmet, cemâlin göster

Kölen rahmetine sığınmak ister



Ümmetin üstüne titreyen sensin

Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin

Kulunu Allah’a sevdiren sensin

Gecemi gündüze çeviren sensin

Ey Hakk’ın şâhidi yüzünü göster

Kul şehâdetinle tanınmak ister



Hakk’ın halilisin, habibi sensin

Gönüllerin eşsiz tabibi sensin

En güzel hutbenin hâtibi sensin

Ümmetin en büyük nasibi sensin

Aşkımın Leylası yüzünü göster

Gönül seni gözden sakınmak ister



En güzel, en üstün ahlak senindir

Cömertlikte kemâl el-hâk senindir

Şefaatte en son durak senindir

Miraç senin, Refref, Burak senindir

Sen gördün, bize de cemâlin göster

Pervâne şem’ine hep yanmak ister


HAYRETTİN KARAMAN

7 Nisan 2009 Salı

Efsane şeker :)


Çocukluğunda Mevlana şekeri yememiş, bu şekerle bir hatırası olmayan çocuk var mıdır acaba?

İbrahim Eren'de geçtiğimiz günlerde tanıştı Mevlana şekeri ile...

O'na tanıtırken,
-Bak oğlum bu benim çocukluğumun efsane şekeriydi diyerek ikram etmiştim.. birkaç saat sonra yanıma gelerek,

-Anne ben bir tane daha hapishane şekeri yiyebilirmiyim? diye sorunca şaşkınlık yaşadım. Acaba hapishane şekeri neydi bu çocuk ne istiyor diye:)

-Hani senin çocukluğunun hapishane şekeri varmış ya ondan istiyorum diyince iş aydınlığa kavuştu ama durumu düzeltme gereği duydum,

-Anneciğim ben hapishane dememiştim efsane demiştim yani bu şeker ben çocukken benim için çok önemliydi ve her zaman bulunmazdı bulduğumuz zamanda sertleşip taş gibi olana kadar kıyıpta yiyemezdik diye anlatıyordum ki İbrahim Eren;

-Herneyse işte o kestane şekerinden bir tane daha istiyorum.. diyiverdi.:)

Genç nesile kendimizi anlatmak ne kadar zor..:P

Keşke en başından ''Bak oğlum bunun adı Mevlana şekeri, tadına bakıp yiyebilirsin hatta beğenirsen bir tane daha ye ama nolur benim çocukluk efsanelerimi altüst etme deseydim:)

24 Mart 2009 Salı

Çocuklarda tırnak yeme...

Sevgili Mertim Benim'e çok uzun zaman önce tırnak yeme hakkında bir yazı yazacağıma söz vermiş fakat taşınma kargaşasında bir türlü fırsat bulamamıştım. Şimdi sözümü tutuyorum arkadaşım umarım geç kalmamışımdır.

Neden ben tırnak yeme hakkında yazı yazıyorum? Bir zamanlar aynı sorunu yaşamış ve uyguladığı yöntemle başarılı sonuç almış bir anne olarak niyetim sadece tecrübelerimi aktarmaktır. Ben ne pedegog ne de psikolog değilim, bu yüzden yazımın yanlış anlaşılmamasını istiyorum. Uyarı yahut eklemelere açığım arkadaşlar..


Aslında her çocuk hayatının bir döneminde tırnak yeme eylemini gerçekleştirirmiş biliyormusunuz? Bu dönemde davranışına karşılık çevresinden aldığı geri bildirimlerde bu eyleminin kalıcı olmasındaki en büyük etkenlerde biriymiş..

İbrahim Eren'de 2-2,5 yaşları arasında böyle bir dönemden geçti ve bu dönem 6 ay sürdü.. Bu kadar uzun sürmesinin sebebi de o zamanlar tırnak yiyen bir çocuğa nasıl davranılacağını bilmeyen benim yüzümden oldu..Ve o dönemde çevremde ne kadar çok çocuğun tırnak yediğini fark ettim..:( O yüzden tırnak yeme problemi ile karşı karşıya olan anne-babalar için yahut ileride karşılaşabilecekler için tecrübelerimi aktarmak istiyorum..

İbrahim'in iki sene önce tırnak yediği dönem, babasından uzun süre ayrı kaldığı ve tuvalet eğitimine denk gelen bir zamandı.. Ayrıca İbrahim Eren duygularını açıklamakta biraz ketum bir çoçuk.. Yaşadıklarını anlattırabilmek için denemediğim yol kalmıyor.. İyice tavını aldırabilirsem bazen ağzından laf alabiliyorum işte:) İbrahim konuşmayan bir çocuk mu? Asla! Şimdiye kadar O'nun çenesine tahammül edebilme rekoru kırmış tek kişi benim:) Ama kendisi ile alakalı konuşulmasını istemiyor..Benim iç dünyam bana ait lütfen karışmayın diyor yani, eh bizde saygı duyuyoruz..
İlk başlarda tırnak yeme eyleminin kendiliğinden geçmesini bekledim fakat durumun daha da ilerlediğini fark edince Dünya'ya açılan tek pencerem olan internetin başına oturup kendimce çareler aramaya başladım. Aslında benim aradığım bana yardım edebilecek bir pedegogdu ve arayan bulur misali sonunda aradığımı buldum..:) Bir çocuk sitesinde çocuk davranışları hakkında yazı yazmış altına da mail adresini eklemiş bir pedogoga ''yardıma ihtiyacım var'' diyerek bir mail attım.. Şu anda adını bile hatırlayamadığım bayan bana oldukça açıklayıcı bir maille cevap verdi. Kısaca mailde bu gibi davranışlar sergileyen çocuklar için yapılması ve yapılmaması gereken kurallar vardı..

Yapılmaması gerekenlerin hatırımda kalanlardan başlayalım;
  • Çocuğa davranışından dolayı sürekli uyarıda bulunmak..( Benim en büyük hatam buydu. 24 saatin belkide her dakikası ''İbrahim Eren elini ağzından çıkar'' ''İbrahim Eren çirkin çocuk oldun yine farkındamısın'' diyerek sürekli uyarılarda bulunuyordum.
  • Eylemi ''tırnak yeme'' olarak adlandırmak.. (Biz olayı elini ağzına almak olarak adlandırdık hep)
  • Çocuğun ellerine acı losyon vb. şeyler sürmek..( Türkiye'den özel losyon getirtmiştim:( ama çare etmedi, üstelik bir zaman sonra yanıma gelip ellerini göstererek anne bunların acısı bitmiş acı sür diyordu:) çeşni gibi olmuştu yani O'nun için:D)
  • Başkalarının yanında çoçuğunuzun tırnak yediğinden bahsetmek..( Bunu hiç yapmadım. Bende bazen iyi anne olabiliyormuşum canım:P)
  • Kıyaslama yapmak..Kıyaslama zaten her durumda çocuk için olumsuz davranışlara sebep olur.(Bunuda hiçbir zaman hiçbir şekilde kullanmadım)

Bu saydığım yapılmaması gerekenleri yapmadıktan sonra, geriye çocuğa karşı alınacak tavır kalıyor.. Bunun içinde iki yöntem var,
  • Görmezden gelme yöntemi
  • Kınama yöntemi
Kolay gibi görünse de iki yöntemde birbirinden zor ve sabır isteyen bir süreç..Ben görmezden gelme yöntemini denedim benim için uygun olanı oydu çünkü..

Her iki yöntemde de ailenizdeki ve çevrenizdeki insanların yardımına ihtiyacınız var.

Kınama yönteminin olmazsa olmaz şartlarını tam olarak hatırlayamıyorum.:(

Görmezden gelme yönteminin olmazsa olmaz şartı ise gerçek manada görmezden gelebilmek..
Buradan bakınca gerçekten basitmiş gibi görünüyor ama yaşadığım günleri hatırladıkça halen daha ateşler basıyor beni..
Öncelikle ailenizdeki insanlarla kesinlikle bu konu hakkında açıkça konuşmalısınız. Çünkü görmezden gelme yöntemini başlattığınız andan itibaren çocuğa tırnak yeme davranışına karşılık bir tek uyarı bile yapılmaması gerekiyor. Artık evinizde hiçbirşekilde tırnak yemenin bahsi geçmemeli, sanki o evde daha önce böyle bir durum yaşanmamış ve halen daha da yaşanmıyormuş gibi davranabilmelisiniz.. Eğer eyleminiz bir müddet devam eder ve bir uyarı bile yapılırsa davranışın kalıcı olmasına sebebiyet verme ihtimali çok yüksek..

Oldukça zaman ve sabır isteyen bir süreç ama eğer sonunda benim gibi bir başarıyı yakalayabilirseniz yaşadığınız bütün sıkıntıya değiyor.

Oldukça dikkat isteyen ve hassas bir dönem içerisinde olduğunuzu bilmelisiniz. Çünkü çocuk davranışı ile dikkat çekmeyi adet edinmişken birden bire çarkların tersine döndüğünü ve hatta hiç kimsenin O'nun bu hareketini umursamadığının farkına vardığı zaman her türlü hırçınlığı deneyecek ve hatta tırnak yeme eylemini bir müddet belki daha da abartacaktır.. Sabır en büyük kalkanınız olmalı O'na karşı.. Sinirlerinize güvenemediğiniz durumlarda eşinizden yahut ev halkından mutlaka çocukla ilgilenmesi için yardım istemelisiniz..

Mümkünse bu dönemde her zaman çocuğunuzun yanında olun, çocuğunuzu oyalayabilecek etkinlikler geliştirin ve bunları mutlaka düzenli olarak yapın. Bu aynı zamanda çocuğun ellerini oyalayabilecek bir etkinlik olursa bir müddetde olsa O'nu eyleminden alıkoyacaktır..

Bu dönem içerisinde, tanımadığınız insanlarla muhatap olabileceğiniz durumlardan kaçınmanızı tavsiye ederim. Çünkü elin ağzı torba değilki misali, sizin tırnak yeme konusunda takındığınız tavırdan habersiz başka insanlar çocuğunuza yapacağı bir uyarı ve hatta bulunduğu topluluk içerisinde O'nu küçük düşüreceği bir hareketi bir çuval inciri berbat edebilir..

Bu dönemde çocuğunuzla birlikte gittiğiniz yerdeki tanıdığınız kimseleri (örneğin; akraba, komşu vs. ziyaretlerinde) durumdan haberdar etmenizde fayda var. Eğer gideceğiniz yerdeki insanlara güvenmiyorsanız ne pahasına olursa olsun gitmemenizi tavsiye ederim. Sonuçta bir anne için çocuğu herşeyden daha önemlidir..

Çevrenizde çoçuğuna kıyaslama yapmayı adet edinmiş anneler varsa onlardanda bir müddet uzak durmalısınız. Kıyaslamayı adet edinmiş insanın nerede nasıl bir kıyaslama yapacağını kestiremezsiniz. Çocuğunuzun olmasa bile sizin moralinizi yerle yeksan etmede hiç zorlanmayacağına garanti verebilirim.. Tecrübeyle sabittir..

Kendininde çocuğu olduğu halde yokmuş gibi davranan, çocuk halinden anlamaz bi habermiş gibi görünen, yüzüne iğrenç birşey görmüş gibi bir ifadeyi bürüyüp '' Ay farkındamısın senin çocuğun tırnak yiyor'' diyen arkadaşlarınız varsa mümkünse onlarla artık hiç görüşmeyin..

En başta yazmam gerekeni en sonda yazıyorum belkide.. Eğer imkanınız varsa mutlaka bir pedogogtan yardım alın.. Çünkü önemli olan çocuğun tırnak yemesi değil bu eylemin altında yatan sebeptir..

Naçizane tavsiyelerim bunlardır.. Sürçü lisan etmişsem affola.. Allah-u Teala ''Annelik'' gibi yüce bir görevi biz kadınlara layık görmüş. Dünyadaki en güzel, en zor ve en fazla sorumluluk isteyen bu mesleği hakkı ile başarabilmek için bizlere yardım etsin..

Bu ve benzeri sorunlar yaşayan annelere de sabır diliyorum.. Benim yaşadığım pek çoklarına göre belkide ufacık bir sorundu, ama anne yüreği en ufağını bile kabul etmiyor, edemiyor bilirsiniz..

20 Mart 2009 Cuma

Nasıl bir başlık atacağımı bilemedim:(

Okuyucularıma karşı çok mahcubum.. Elimde olmayan sebeplerden filan değil, tamamen kendi tembelliğim yahut uzun zamandır içinde bulunduğum maratonun yorgunluğundan diyelim;) bloğumu güncellemek hatta internete bile girmek içimden gelmiyordu. Bugün yeneceğim bu tembelliğimi diyerek geçtim bilgisayarın başına.. postun sonunu da getirebilirsem ne mutlu bana;)

Bu aralar çiçeklere fena takmış durumdayım. Yeni evim bütün gün güneş aldığı ve çiçeklerimin evimi sevdiğini de görünce iyice heveslendim. Annem bunu okuyunca çok şaşıracaktır eminim :)
 (anneciğim her kız yaşlandıkça annesine çekermiş teorisini artık bende kabul ediyorum, aslıma dönüyorum yani çaresizim kurtuluş yok:D )
İki gün önce kendi ellerimle solucan dolu toprağı saksılara pay edip, çiçeklerimi köklerini parçalayarak yerleştirdim:) Umarım ömürleri uzun olur;)

Bunlar penceremin önünü süslüyor. Gün içinde kaç sefer pencere önünü ziyaret edip köklerini didiklediğimi hatırlamıyorum bile:P Cinslerini, adlarını bilmiyorum. Bilen arkadaşlar söylerse memnun olurum.


 Bu da sevgililer gününde gelmişti;) Halen daha capcanlı ve 3 ayrı filiz vermiş durumda..


Çiçeklerden bahsedilirde İbrahim'den bahsedilmez mi? 
Bugün O'nun günüydü. Günlerden Perşembe yani tatil günü olunca çok uzun zamandır yapmadığımız birşeyi yaptık ve ailece elele hareme kadar yürüdük ve en önemlisi İbrahim'e bugün ''yapma'' ''etme'' demedik. O'da dilediğince yerlerde yuvarlandı toza toprağa yattı, bulandı ama çok eğlendi ve en önemlisi yoruldu:) eve gelince yemeğini ancak yiyebildi olduğu yere sızdı kaldı:) eh sabahın sekizinden beri full enerji hoplayıp zıplıyordu. Uyusunda annesi biraz dinlensin artık:) 

Haremden sonra uğradığımız alışveriş merkezinde kiraladığımız bu motorla alışveriş merkezinde dolaşanları ezmeye kalktı, dükkanların içine girmeye çalıştı. Motorun zamanı dolup teslim ettiğimiz zaman Esnaf ve müşteriler derin bir nefes aldı:)

İbrahim Eren'e eğlence mi yok. Daha sonra kendisine İran'lı bir arkadaş buldu. yaşça çok küçük olmasına rağmen hareket ve yaramazlıkta ortak noktayı bulup alışveriş merkezinin altını üstüne getirdiler..


Bugün çok ilginç birşey daha yaptı.. Sabah herkesten önce uyanıp çizgi film izlemeye koyulmuşken, yanıma gelip beni uyandırdı ve ''anne kızmazsan sana birşey söylecem'' dedi. Uyku sersemliğiyle söyle bakalım dedim:) yoksa kızılacak birşey ise kızarım diye pazarlığımı yapardım:P  ''Ben oturma odasındaki perdeyi düşürdüm'' dedi. '' Nasıl başardın'' diye sorduğumda verdiği cevap daha ilginçti. '' Şeytan bana perdenin ipini çek, perdenin ipini çek dedi bende kendime hakim olamadım çektim, perdede boom diye düşüverdi'' dedi:D 

Bugünlük bu kadar yeter.. Bir daha arayı bu kadar açmamak dileği ile..



27 Şubat 2009 Cuma

Şükür kavuşturana..

Nihayet bilgisayar başına geçebilme imkan ve vaktini bulabildim. Çok yorucu günler geçirdim ve halen daha yığınla yapmam gereken işim var, şükür en zorları geride kaldı. Bizleri merak eden dostlarımıza teşekkürü borç biliriz;) 
Bu kadar uzun bir arada neler mi yaptık? Şükür kendimizi üst kata atabildik, yarım yamalak da olsa yerleştik, okulların yarıyıl tatili bizim için tek fırsattı ve bu fırsatı değerlendirip Umre'ye gittik ve birkaç saat öncede evimize döndük şükürler olsun.. Yolculuğun yorgunluğundan mıdır bilmem, başımdaki korkunç ağrıya rağmen birkaç resimde ekleyerek ayrılacam şimdilik;) Malum daha yapmam gereken çok işim var;) İnternetimizde yeni evimizde pek nazlı sağolsun, sürekli bağlantı kopup duruyor:( bu ev düzeni oturtana kadar beni epey uğraştıracağa benziyor hamdolsun.. 

Gelelim İbrahim Eren'den haberlere.. 
İbrahim'e bir haller oldu, inanılmaz hareketlendi bir saniye bile yerinde durmuyor:( gürültüsü de cabası:( Evin taşınması okul tatiline de denk gelince, çekilmez dayanılmaz bir velet oldu bu aralar. Sanırım işlerimizin yoğunluğundan O'nunla ilgilenemediğimiz için dikkat çekmek için kendine böyle bir yöntem seçti. Kah okulları tatil edene, kah İbrahim Eren'e kızarak geçirdik günlerimizi:) Önümüzdeki Cumartesi okullar açılıyor ve İbrahim'in yarım günde olsa enerjisini okulda harcayağı için mutluyuz:P
İbrahim Eren muhteşem bir karne ile yarıyıl tatiline girdi,Aslında karnesinin resmini koymayı isterdim ama çok sayfalı ve çok yazılı bir karne, ben bile baştan sona bir kere ancak okuyabildim. Okulunun her hareketini izlemlemesi, not etmesi ve uzmanlarının fikirlerini yazmış olması beni oldukça memnun etti belki sene sonunda istek ve talep olursa :P karnesini sayfa sayfa eklerim;)



Uzun yıllardır İbrahim için sakladığım beyaz eşya kolileri ev taşınmasında da görevlerini tamamlayınca, bir tanesinin ön tarafına bir kapı, yan taraflarınada birer pencere açtım, başka bir kutu ile üzerine çatı yaptım, bacasız olmazmış bacasına horozlar koyacakmış diye birde baca yaptım, içerisinede bir el feneri astım ve İbrahim Eren'e ait kocaman bir ev oldu;) daha sonra da dilediğince süslemesi için kendisine teslim ettim, en fazla 10 dakika oyaladı ama çok mutlu oldu.. Halen daha odasında sapasağlam duruyor arasıra içerisine girerek masal kitaplarını okuyor;)
Bir diğer kutuda isteğe göre uzay gemisi yahut araba olmak için kenara ayrıldı..





Bu resimlerde Umre'den.. Fakat bir saniye bile yerinde durmadığı için pek fazla net resim yakalayamadım:( Biz idare ettik ediyoruz artık, size de tavsiye ederiz;)

Bu resmi anlaşmalı çektim.. Arkasında da Kabe manzarası olsun diye çok çırpındım ama o sırada yan tarafımızda bir kadın fenalık geçirmeye başlayınca dikkatler yine dağıldı ve bu resim çıktı ortaya:) daha sonrada yakalabilene aşk olsun:)


Nadir net resimlerden birisi:) gecenin yarısı hava serin olunca böyle sarılmış ihramina:)

Şimdilik ayrılıyorum. İnşaAllah artık vakit bulabilirim internette azizlik yapmazsa dostlarımın bloglarını gezecem tek tek..;)