Lilypie 5th Birthday PicLilypie 5th Birthday Ticker
İbrahim Erenin okul günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İbrahim Erenin okul günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2009 Pazartesi

Karnemizi aldık..


Bahar aylarına girdiğimizden beri sanki birisi günlere ip bağlamış çekiyor:( Hiçbirşeye yetişemiyorum günler çabucak geçiveriyor. Ben ise hep yoğunum, hep işim var, hep bişeyler yetişmiyor, hep yorgunum:( Kışın ne yapsamda zaman geçse derdim, şimdi de neyi yapmazsam zaman kazanırım derdindeyim:)
Bu yoğunluğa İbrahim'de dahil tabi.. Geçtiğimiz hafta muhteşem bir törenle karnesini aldı ve annesinin yoğun programından tören telaşını çıkartıp İbrahim'i kovalama telaşını ekledi..

Bugünlerde kendi çocuğumu tanıyamıyorum:( hatta gören hiçkimse tanıyamıyor. Başlarda biraz hoşgörü zamanla çare olacaktır diyordum ama artık Türkiye'de bir hiperaktive testi yaptırmayı ciddi ciddi düşünüyorum. Tek tesellim dikkat eksikliğinin olmaması. Tabi bu kendi tesellim...

Gelelim karne törenine.. aslında yazılacak çook şey var ama malum vakit yok:) Birkaç resim ve ekleme ile kısaca bahsedeceğim.


Bu prova gününden bir resim.. İbrahim Eren'in fotoğraf çektirdiğini gören kızlar hemen etrafında toplandılar. Ayrıca diğer vakitlerde de kızların İbrahim Eren'e ilgisi çok fazla:) dikkatimden kaçmadı;)

Törene ait bir resim yok malesef:( burada kadınların olduğu ortamda resim çekmek yasak olduğu için çekemedim. Okul özel fotoğrafçı ile çocukların resim ve videolarını çekti fakat fotoğrafçıda işi beceremedi sanırım. Çektiği fotoğraflara henüz ulaşamadık. Belki önümüzdeki sene başında ulaşabilirmişiz:) iyiki prova gününde birkaç resim çekmişim;) şimdi bunu bulamayan annelerde var;)

Tören sonrası içinde karnesi ve çeşitli hediyelerin bulunduğu çantası ile okuldan çıkarken.. Ağzı gözü bir türlü yeride durmadığı için var olan resimleride bu halde:)






Bu video (eklemeyi becerebildiysem) İbrahim Eren'in tören için ezberlediği şiiri..
(Şiiri okurken o kadar tembihledik ki ''elini ayağını oynatma'' ''sağa sola bakma'' diye.. 4. çekimde ancak bu kadar hakim olabildi kendine:D)

Birde sınıf ile birlikte ''Ummi Kam Ahwaha'' şarkısını söylediler.. Onuda dinlemek isteyenlere youtubeden videosunu ekliyorum..


İbrahim Eren ve sınıf arkadaşları sahneye çıktıklarında arkadanda bu şarkı çalmaya başladı. Onlarda ellerinde kocaman birer kırmızı kalp ile şarkı eşliğinde salındılar:) tören sonrasında da o kalpleri annelerine hediye ettiler..



Başka neler mi yaptık??


TRT de yayınlanan Efsane Prens dizisine hayran olduk. Öğlen uykumuzdan fedakarlık ettik mutlaka izledik.. Hatta o kadar gaza geldik ki dizinin kahramanı Jumong gibi bir savaşçı olabilmek için bir Taekwando kursuna bile yazıldık.:)


Fakat kursta bir-iki tekme yiyince ben savaşmayı öğrendim zaten diyerek gitmek istemedik. Daha sonra çok kıymetli canımızın yandığını itiraf ettik;)




Alışveriş merkezinde rasladığımız Miki Fare ile sohbet ettik poz verdik..

İki balığımızın ölümünü gayet olgun karşılayıp, babamızla birlikte cenazelerini evimizin önündeki ağaçların dibine defnettik..


Külahta dondurma yemeyi öğrendik..


Boş vakitlerimizde özgün sanatımızı sergiledik..


Bu kadar yeterli sanırım vakit yok filan derken oldukça uzun bir post oldu okuyacaklara sabır diliyorum;)vaktim olsa nasıl olurdu ben bile merak ettim şimdi:)
Bir hafta içerisinde Türkiye yolcusuyuz inşaAllah. Umarım Türkiye'den post gönderme fırsatını yakalarız.. Medine'den sevgiler..

8 Mayıs 2009 Cuma

Okullu balık..



İbrahim Eren'in okulda her hafta farklı bir konu işlediklerinden bahsetmiştim.
Örneğin bir önceki hafta konu, aromaların yiyeceklere kattığı tatlardı. Bir hafta boyunca vanilyalı, kakolu, muzlu, çilekli bisküvi yemekten helak olmuştu çocuklar:))

Bu haftaki konuları ise Su ve suda yaşayan canlılar.. Bundan dolayı her çocuktan okula bir balık getirmeleri istendi. Hem balıkların sudaki yaşamları gözlemlenecek hemde bu yaşta bir canlının sorumluluğunu üstlenerek çocuklara sorumluluk duygusu kazandırılacak..

Her ne kadar birkaç hafta önce saksılara ekip, İbrahim'i sulaması için görevlendirdiğim tohumlar aşırı sulanmaktan çürümüş olsada, özgüven gelişimi için bu mavi balık da hafta başında İbrahim Eren'le birlikte okula başladı;)

Aklı okuldaki balıkta kalmasın ve olurda ölürse teselli etsin diye evde boş duran akvaryum içinde bizi gördükleri zaman kafalarını kuma gömmeye çalışan bu balıkları aldık:)
Şimdilerde İbrahim Eren beş adet balığın sorumluluğunu üstlenmiş durumda.. Buraya kadar herşey normal gibi görünse de bu hafta bir balık uğruna hem beni, hem öğretmenini, hem servis teyzesini hemde zavallı mavi balığını helak etti.. Neden mi? Mavi balık okulda kalırsa korkarmış diye hergün İbrahim Eren'le birlikte okula gidip eve geri geldi:) yol boyunca servis teyzenin hiç derdi yokmuş gibi taşıma kavanozuyla birlikte kucağında seyehat etti:) okul haricinde dışarı çıkarken bile balığı yanımıza almayı planlıyoruz ama şimdilik annenin çığlıkları buna müsade etmiyor;)

Umarım ömrü uzun olur.. Ölmemeleri için dualar ediyoruz ama birgün mutlaka bu gerçekle karşı karşıya kalacaz.. Ölümün ne anlama geldiğini biliyoruz fakat bu aşırı sahiplenme duygusunun tepkileri nasıl yönlendireceğini kestiremiyoruz..

13 Ocak 2009 Salı

Zalime senin bedduan yeter küçüğüm..

Gazze'de yaşananlardan şimdiye kadar haberdar etmemiştim İbrahim Eren'i. Hatta haberleri bile netten takip ediyoruz ki, tvden O'da izlemek zorunda kalıp da etkilenmesin.
O'nun rengarenk hayalini kurduğu Dünya'yı, birkaç zalimin kan ile boyamak istediğini nasıl söylerim O'na..



Bugün karalama defterine kendini resmetmiş ve kendisine onlarca kol çizmiş, resimi bana gösterdiğinde o kadar çok kolun ne işe yaradığını sordum. Cevabı çok ilginçti, tüylerimi diken diken edecek cinsten..
-Çok uzaklarda kötü adamlar arkadaşlarımı öldürüyorlarmış, bu kadar çok kolum olursa onların hepsini dağlardan aşağı atabilirim ben.. dedi. Uzun zaman donuk bir şekilde resime bakakaldım, zaman sonra bunları nereden öğrendiğini sormak geldi aklıma,
-Öğretmenim anlattı. Bugün okulda arkadaşlarım için dua ettik dedi..

Söyleyemedim küçüğüm, diyemedim sana, O korkak zalimlerin arkadaşlarını ne kadar kalleşçe öldürdüklerini..;(( Sen yine onları dağlardan atabileceğini hayalle.. O kadar çok kolun olsun Senin.. Zalimi Sen dize getir.. Sen kurtar arkadaşlarını küçüğüm, biz yapamadık;((

11 Ocak 2009 Pazar

Büyümüş de alışverişe gitmiş:)

Ne zamandır İbrahim Eren'in okul günlüğüne birşey eklemiyorum:( halbuki okulunda her hafta farklı bir etkinlik yapıyorlar. Düzenli olarak eklesem diğer annelerde faydalanabilirler.
Tamam kabul ediyorum. tembelim. Bu aralar bende öteleme hastalığı oldu, hayatımı bile öteler oldum. silkinmeliyim farkındayım. Herneyse konuya dönelim.. (işime gelmedi:))

Bu haftaki konuları alışverişti. Her etkinlikte olduğu gibi iki gün öncesinden bize bildiri kağıdı gönderdiler ve cumartesi günü süpermarkete gidileceğini eğer çocuğumuzu göndermek istiyorsak, cebine kendi belirledikleri bir miktarda para koyarak göndermemizi istediler.
İbrahim Eren'in en fazla heyecanla beklediği etkinlik oldu nedense. Herkese cumartesi gününü beklediğini anlattı durdu:) ve cumartesi günü eve geldiğinde yaptığı alışverişten çantasını taşıyamıyordu:P
İşte çantasından çıkanlar..

  • Bol meyve.. Vejeteryan bir çocuktan beklendiği gibi. Şükürler olsun İbrahim Eren meyve ve sebzeyi bütün lezzetlere tercih ediyor, bu konuda annesini şimdiye kadar hiç üzmedi.
  • Meyve suyu
  • Marsmallow şeker.. Evimizde fazla tüketilmediği için albenili geliyor herhalde;)
  • Mamül.. İçerisinde hurma ezmesi olan lezzetli bir bisküvi. İmkanı olanlara tatmalarını tavsiye ederim.
  • Cips..Oldukça uzun bir zamandır eve girmediği için İbrahim Eren için çok kıymetliydi:)
  • Ve yolda gelirken yürüttükleri:) neler olduğunu bir türlü söylemediği için onları sayamıyorum:)
En çok merak ettiğimde İbrahim bunları kendisi mi seçerek aldı, yoksa öğretmenleri onları bu konuda yönlendirdi mi? Mutlaka tavsiyeleri olmuştur ama bütün bunları İbrahim mi seçti ise çok iyi. çünkü marka konusunda oldukça seçiciyim ve İbrahim'de benim seçtiklerimin dışına çıkmamış, gerçekten bunun farkındaysa çok güzel:) ''Bunu İbrahim'e sorsana'' diyeceksiniz ama o kadar kötü bir huyu var ki okulda yahut başka bir yerde neler yaptığını asla anlatmaz:( ağzından bir tanecik laf alabilmek için ne hallere gireriz, çoğu zamanda başaramayız zaten:)

27 Aralık 2008 Cumartesi

Konuştuu konuştu:)


Bugün İbrahim Eren şaşırıp benimle arapça konuştu..:) O'na masal anlatırken birden konuşmamı arapçaya çevirip masaldaki olayların aksi şeyler söylemeye başladım. Bizimkinden kaçmadı tabi hemen atladı '' Laa cemel yezhebu ilel beyt'' diyiverdi:D Bizim için günün olayıdır bu:) çünkü hiçbir şekilde konuşturamıyorduk, hele cümle kurduğunu hiç bilmiyorduk:) O'nunla arapça konuşmaya kalktığımız zaman bize yukarıdaki gibi bakış fırlatıyordu.:D

26 Kasım 2008 Çarşamba

4 yaş hayalleri...


4 yaşında çocuğu olanlar yahut çocuk gelişimi hakkında yeterli bilgi sahibi olanlar bilir, 4 yaş hayal yaşıdır..Çocuklar bu yaşta inanılmaz hayaller kurar daha sonra kurdukları bu hayallere gerçekmiş gibi inanırlar..Bu bilgiyi ilk öğrendiğim zaman, o yaşta o kadar hayal kurabilen ve buna inanan çocuğun ne kadar sevimli olabileceğini ve başına ne işler açabileceğini hayal etmiş, günlerce her aklıma geldiğinde gülümsemiştim:) (nereden bilecektim benimde bir oğlum olacak ve o yaşa geldiği zaman başıma ne işler açacak:D )
Hatta o zamanlar tamda 4 yaşlarında olan dayımın torunu, elma sapını bir yılana benzetip bizi korkutmaya çalışmış, daha sonrada kendi yalanına kendisi inanıp korkudan saatlerce koltuğun tepesinden inemeyerek bizi gülmekten kırıp geçirmişti..:)

Dün akşam İbrahim Eren okulda neler yaptığını anlatırken, ''bugün doktor amcayada gittik anne benim karnıma baktı'' dedi. Daha önceden okuldan, her çocuk için bir sağlık dosyası açılacağını okulun doktorunun aylık rutin gelişmeleri bu dosyalara kaydedeceği hakkında bilgi verilmişti..O yüzden pek önemsemedim..Fakat bu sabah okula gitmeden önce kıyafetlerini giydirirken elinin üzerinde bir yeri gösterip ''buraya dikkat et anne doktor amca oraya iğne yaptı acıyoo'' dedi..Elinide o kadar itina ile havada tutuyorki.:) O anda bütün cinlerim tepeme toplandı, çocuğumun 4 yaşında olduğunu unutup elinde iğne izi varmı diye bakmak bile aklıma gelmedi..Hatta o sinirle sabah namazını bile kaç defa kıldığımı hatırlamıyorum.:D
Birkaç saat sonra okula telefon açtım..''Benim çocuğum astım hastası, bunu doyasında da belitmiştim siz benim haberim olmadan nasıl iğne yaparsınız. Madem bildiğinizi yapacaksınız o halde o dosyaları niçin bize doldurttunuz..bla..bla..bla.. '' verdim veriştirdim..Karşı taraftan yalnızca, bunun rutin bir kontrol olduğu iğne, ilaç vb. birşey kullanılmadığını söylediler..
Ta ki o zaman oğlumun 4 yaşında olduğu aklıma gelmişti:D Gerçek anlaşıldı ki;
İbrahim Eren ilaçlarını içmeyi reddettiği zamanlarda babasının (pek de tasvip etmesemde) ''O halde seni doktor amcaya götüreyim de sana iğne yapsın'' demesi çocuğun kafasına doktor amcalar iğne yapar fikrini yerleştirmiş, dünde doktora gidince kendine iğne yapıldığını hayallemiş..:D
Artık okulda benim için paranoyak anne diyorlardır herhalde:D Önümüzdeki sene İbrahim Eren'in kaydını yapmazlarsa hiç şaşırmayacam:)
Kim demiş hayal kurmak zararlı değildir diye:D

19 Kasım 2008 Çarşamba

Bizim evin nağmeleri..:)

Bu aralar bizim eve bir radyo vericisi kurulsa epey bir dinleyici kitlesi toplarız herhalde..Ben dinlemezdim diyerek ön yargılı olmayın hemen, bizde her kesime hitap edecek yayın mevcut..;)

İbrahim Eren'in okul dersleri 4 bölümden oluşuyor..Arap alfabesi, rakamlar, ingilizce ve Kur-an.
Okulda yeterince çalıştırılıyorlar aslında..fakat bizimki arapçayıda yeni öğreniyor olduğu için bende evde desteklemek zorundayım..
Evde de işi oyuna dökmeye çalışıyoruz yoksa mümkün değil küçük adam birşey öğrenmeye yanaşmıyor..:( Hal böyle olunca tek kurtarıcımız şarkılar, sesli ve görüntülü yayınlar..Sorunda orada zaten, bir şarkı yahut Kur-an'dan bir sure (teyipten veya bilgisayardan) açtığım zaman eğer çok dikkatini çekecek birşey yoksa başında durmuyor, alıyor oyuncaklarını evin en sakin ortamına taşınıyor:) zaten dikkat çeken birşeyde varsa bütün dikkat ona yoğunlaşıyor dinlediğinide anlamıyor:) E bu durumda iş anneye düşüyor, ezberliyor bütün şarkıları bütün gün evde İbrahim nereye giderse oda işini oraya taşıyıp söylenip duruyor:)

Bir saat boyunca evimizde, Whellss on the bus go round and round, round and round...nağmeleri çınlarken bir sonraki saatte, Elifun Erneb yecri yel-ab yekulu cezeren... diye devam eden nağmelerini dinleyebilirsiniz..:D Bunlar gün içinde çeşitli saatlere dağılmış;
Felak Suresi,
Mesed Suresi,
Old Mc Donald had a farm E I E I O....şarkısı,
Elif Be Te Se Ciiim Haa...diye devam eden uyduruk şarkımız:),
Vahid, İsnan, Selasee...(rakamların şarkısı) diye uzayıp gidiyor...:)
Bazen beynim laçka oluyor, gece uyurken bile şarkıları sayıkladığımı düşünüyorum:) neyseki kocamdan henüz bu konuda bir şikayet almadım;)

Hele bir rakamların şarkısı varki İbrahim'den daha çok ben hayranım ona, gece gündüz dilimden düşüremiyorum şu ara:) Nasıl birşey olduğunu merak ediyorsanız burada..

30 Ekim 2008 Perşembe

Bugün nasıl olmuşsa saatin sesini duyamamış (belki de duymuş ama kapatmış) uyanamamışım..Servisçi teyzemizin kapıyı çalması ile uyandık..Gözümün biri açık diğeri kapalı üzerimde ne vardı hatırlamıyorum bile :) kapıyı açıp biz uyanamadık dedim:) Sağolsun kadın ''siz hazırlanın biz 10 dk sonra tekrar gelelim'' diyerek gitti..İbrahim Eren'i bir taraftan ben diğer taraftan babası adeta paket gibi hazırlayıp gönderiverdik:) kendiside okula varınca uyanmıştır artık:P

27 Ekim 2008 Pazartesi

İbrahim Eren'e neler oluyor?

İbrahim çok farklı huylar edindi..Pek çoğunu bekliyordum fakat bir şey varki beni çok şaşırtıyor..Marka takıntısı.. Evet ayakkabılarını, çantasını vs. beğenmiyor, arkadaşlarının giyindiği markalardan istiyor.. Bende ucuz alacak kadar zengin olmadığımız için basit şeyler almadım hiçbir zaman. Fakat şimdiye kadar spiderman, batman, superman gibi bence şiddet çağrıştıran karakterlerden ve onları taşıyan her türlü şeyden hep uzak durdum. İbrahim'e ne tanıttım ne de çizgifilmlerini izlettim..Fakat tecrübe ile öğrendim ki çocuğumu ne kadar korursam koruyayım benden kopunca mutlaka onları öğreniyor. Çünkü dışarıda tezgah onların elinde malesef:( Şimdilerde beni bezdiriyor.. saatlerce spidermanlı ayakkabı diye, batmanlı çanta diye ağlayabiliyor ama yılmak yok mutlaka onlarsız yaşamayı öğrenmeli.. Yinede çok fazla üzüp aklının bir köşesinde yer bırakmasınıda istemiyorum.. Madem kahraman olmak istiyorsun o halde asker olmalısın diyerek kamuflaj kıyafetleri aldım asker olmaya heveslendiriyorum. Şimdilik asker kıyafetleri içinde çok mutlu umarım o garip neye benzediği belli olmayan karakterlerin İbrahim'in dünyasındaki yerini doldurur..Bu arada okula da hergün farklı bir ayakkabısını giyiniyor..şimdilik buna ses çıkarmıyorum:) Yalnızca uzaktan benim küçük oğlumun ne kadar hızlı büyüdüğünü izliyorum:)

25 Ekim 2008 Cumartesi

İbrahim Eren'in okul günlüğü..

Okullar açıldı.. 'Günaydın' diyebilirsiniz fakat burada okullar açılalı henüz iki hafta oldu ve benim düzenim okul düzenine henüz yeni oturuyor :) Bu sene İbrahim Eren'de okullu artık. Geçen senede okulluydu aslında ama o zaman aynı okulda olduğumuz için aradığı her zaman beni yanında bulabiliyordu ve annesi henüz oğlu çok küçük diye kıyamıyor hemde sıkılmasın diye fazla üzerine gitmiyordum. Artık bu sene okul işini ciddiye almamız gerektiğini düşündük çünkü bende 7 yaşın çok geç olduğunu düşünenlerdenim.
Bu etiket altında İbrahim'in ilk günden itibaren okul hatıralarını kaydedeceğim. Geçtiğimiz iki haftalık kayıtları günlüğe yazmıştım ilk önce onları buraya aktarıp daha sonra düzenli bir şekilde kayıt etmeye gayret edeceğim. Şimdiden bana kolay gele;)
Okul günlüğünü okumak isteyenler buradan ulaşabilirler..

22 Ekim 2008 Çarşamba

Bugün erken geldi okuldan..Okula telefon açıp nedenini sordum herhangi birşey söylemediler.. daha sonra babası fark etti, İbrahim Eren'in sağ gözünün üstü kaşı ile birlikte tamamen mosmordu..Saçları uzadığı için o bölgeyi örtüyor o yüzden fark edememişim..Ne olduğunu sorduk.Arkadaşları ile yemekhanede boğuşmuşlar:) İbrahim'de sandalyeye çarpmış kafasını..Bu konu hakkında soru sorduğumuz zaman konuyu değiştirmek, ortalığı karıştıracak başka şeyler bulmak için büyük bir çaba sarfediyordu:) Muhtemelen olayın suçlusu kendisi.. yoksa duygu sömürüsü yapar mutlaka babasına acındırırdı kendisini.:) Sanırım bundan dolayı okuldan erken getirdiler. O zaman niçin telefon açtığımda bana doğru düzgün birşey söylemediler?

21 Ekim 2008 Salı

Bugün okuldan geldiğinde ayakkabıları kumla doluydu kapının önünde küçük bir kumdan tepecik oluştu:) Öyleki pantolonun paçalarından, ceplerinden bile kumlar dökülüyordu:)

20 Ekim 2008 Pazartesi

Geç bile kaldı:)

Bugün İbrahim Eren şortla geldi okuldan..Niçin mi? Altına kaçırmış.. Bana kalırsa o düğmeli fermuarlı, pantolona çok bile dayandı çocuğum:) Anneside yedek kıyafet olarak şort koyarsa çantasına, o da şortunu giyer gelir:)

19 Ekim 2008 Pazar

İkinci haftaya başlıyoruz..

Araya hafta sonu girdiği için sorun çıkarmasını bekliyordum fakat nazar değmesin hiç sorunsuz gidip geliyor artık..:) Bugün öğretmeni İbrahim Eren'e Mater çıkartması vermiş..Bir telaşla eve gelişi vardı ki:) Neymiş? Mater karakteri babasının favorisiymiş çıkartmayı babasına hediye edecekmiş:) Ettide rahatladık çok şükür şimdi Mater evimizin baş köşesinde;)

16 Ekim 2008 Perşembe

İlk haftayı bitirdik..

Bugün İbrahim Eren okula giderken beklediğim gibi sorun çıkarmadı elh. Önceki günden iyi tecrübe etmişti:) sadece birazcık dudağı büküldü ama başı dik bir şekilde gidip geldi şükürler olsun..Ve bugün üzerinde forması vardı artık:)

15 Ekim 2008 Çarşamba

Okul yolunda tek basina..

14-10-2008
Sabah oldu çok şükür. İbrahim sorunsuzca uyanıp hazırlandı ve servisini beklemeye başladı. Bir defa daha yalnız gitmeyi isteyip istemediğini sordum, cevabı yine aynıydı. Servisçi teyzesi (İbrahim ona bu ismi yakıştırmış) kapıyı çaldığında bizimki mırıldanmaya başladı.. Birşey mi diyorsun? dedim.. Bari servise kadar yanımda gel dedi.. Eh servise kadar gidebilirim okula kadar olmasında :) Elinden tutup servisin yanına kadar götürdüm, ben İbrahim'in servise binmesini beklerken küçük bey aniden ters istikamete dönüp ''Ben yarın tek başıma okula gidecem'' diyerek eve doğru yürümeye başladı:) İlk anda durdurup ikna etmek istedim fakat bana yerlerde tepinme ile cevap verince o anlık ani bir refleksle, düşünerek yaptığım birşey değildi yani İbrahim Eren'i servisçi teyzesinin kucağına atıp kapıyı kapattım ve şöföre elimle 'git' işareti yaptım.. Ve servis gitti.. Gerçekten gitti.. Giderken ömrümdende en az 10 yılımı alıp gitti.. İbrahim Eren'i ilk defa tanımadığım bir yabancının kucağına atarak hemde kendi ellerimle gitmesini istedim.. Eve girdiğimde kendimde değildim duvarları yumruklamak, deliler gibi ağlamak, hatta dışarı çıkıp servisin peşinden deli gibi koşmak geliyordu içimden:(
Bir an babasınında evde olduğunu hatırladım.. Yanına gittiğimde derin uykularında halen daha uyuyordu.. Uyandırmadım, uyandırmamalıyım dedim kendime o bu anı benimle paylaşmayı hak etmiyor biz bütün bunları yaşarken onun halen uyuyor olması daha da çok kızdırmıştı beni:(
Kafamın uyuştuğunu hissediyordum.. Demek bu kadar zordu anneler için evlattan ayrılmak.. Halbuki yıllar önce ben annemi arkamda bırakıp da buralara gelirken yaşamamıştım bunların hiçbirini...Biraz uyumuşum..Telaşla uyandığımı hatırlıyorum.. Okula telefon açıp İbrahim'in ne durumda olduğunu sordum, gayet iyi şu anda arkadaşları ile beraber yemek yiyor çok mutlu görünüyor dediler bana.. O mutluymuş.. Ah sıpa arkanda bırakıp gittiklerinden haberin var mı acep, yoksa seni o şekilde gönderdim diye benden intikam mı alıyorsun? Sanki ağlıyor mutsuz deseler mutlu mu olacaktım bilmiyorum:)
Biraz rahatlamıştım.. Yine uykuya dalmışım.. Telefonun sesi ile kendime geldim, okuldan arıyorladı.. İbrahim'in biraz gecikeceğini merak etmememi söylediler.. Sağ salim getirsinlerde geç olsun lazım değil :)
Servisin kornasını duyduğumda kendimi nasıl attım dışarıya hatırlamıyorum bile:) İbrahim gayet mutlu bir şekilde indi servisten daha inerken ''annee bugün okulda neler yaptık biliyormusun'' diye anlatmaya başlamıştı bile:) Servisçiye ''Sabah İbrahim çok ağladı mı?'' diye sordum. Eliyle sokağın başını göstererek ''Araba oraya gidene kadar ağladı daha sonra sustu'' dedi..Demekki ben o kadar şeyi tek başıma yaşadım..Beni bu hallere koyan sıpanın bile gözyaşları sokağın başında bitivermiş...
Bütün gün bunun etkisinden kurtulamadım.. İbrahim uyurken kaç defa gidip yerinde mi diye kontrol ettiğimi hatırlamıyorum bile :)
Akşama doğru babası telefon açıp İbrahim'in okul formasını almaya gidebileceğimizi söyledi..Formasını aldık fakat forma hakkında serzenişlerim var kimler duyar sesimi bilemem ama Annekaz sesini duyurabilmişse belli mi olur belki birgün benimde sesimi duyan olur;)
Buradaki okulların büyük bir çoğunluğu DEARSON markasına diktiriyor formalarını, Kumaşlar benim tabirimle yüzdeyüz poşetten imal, dikimler ise Suud çocuklarının yapılarına göre mi dikiyorlar bilemiyorum oğlumun bedenine uygun doğru düzgün bir numara bulamadık. İbrahim'e boydan iyi olan pantolonun belinin düğmeleri kavuşmuyor bile..Bir beden büyüğünde ise bel biraz sıkıyor ama idare eder derecede fakat paçalar birer karış uzun.. Birde küçücük bebelerin pantolonlarını fermuarlı, düğmeli yapmışlar.. Allah biliyo ya İbrahim bu kıyafetle çoğu gün okuldan altını ıslatmış olarak gelecek:) Çünkü ben ona şimdiye kadar rahat etsin diye hep beli lastikli kıyafetler giydirmeyi tercih ettim..
Halbuki piyasada JUNİORS gibi ne güzel markalar var onlara diktirseler kıyafetleri hemde en sağlıklı kumaşlardan.. Ama onlar Ecnebi tabi..Araplarda haklı olarak kendi üretimlerini tutacaklar..Herneyse bu kadar serzeniş yeter..Umarım birgün sözüm biryerlere ulaşır ben göremesemde torunlarım görsün:P
Bütün bunların üzerine bir İbrahim resmi gider artık..Formasını ilk giydiği gün..

14 Ekim 2008 Salı

Okulda 3. gün..

13-10-2008 Pazartesi
Bugün servisle gittik okula.. Sabah 6 da düştük yollara.. Güneşin doğuşu çok garibine gitti İbrahim Eren'in. İlk önce Ay zannetti yeni doğan güneşi:) ''Bu Ay'a ne olmuş böyle'' diye söyleniyordu:) Onun Ay değil güneş olduğunu söyleyince şaşkınlığı iki katına çıktı ve kendi uykudan uyanmış haline benzetti güneşi:D Bu arada gerçekten Medine'de güneş bir başka doğuyormuş ben bile hayran hayran izledim:)Güneşin doğuşunu göremeyeli ne kadar uzun zaman geçtiğini anımsadım:(
Servis bizden sonra iki kişi daha aldı ve saat tam 7'de okula ulaştık. Okul Medine'nin oldukça dışında o yüzden okula kadar epey bir vakit geçiyor..
Okula vardığımızda temizlik yapılıyordu.. Bizde temizlik yapanları rahatsız etmemek için parka yöneldik.. Parkta ne kadar vakit geçirdik bilemiyorum. Sanırım oturduğum bank üzerinde uyudum ben:)) Çocukların çığlıkları beni kendime getirdi. Kafamı sağ tarafıma çevirdiğimde kocaman bir arı, bu arı bildiğimiz kocaman arılardan değil. Arı kostümü giymiş bir insan:)) Elinde mikrofonla ''heyya ya esdika yallah ilel maksaf''(haydi arkadaşlar maksafa gidelim) diyordu.Çocukların kimi korkmuş sinmiş bir köşeye:) kimisi de Arı'yı paralamaya çalışıyordu:) Bende telaşla İbrahim'i arıyordum korkan çocukların arasında:) birde ne göreyim benim, hele de annesi yanında yoksa korkar ağlar diye düşünüp deli gibi aradığım oğlum arının kuyruğuna sıkı sıkı yapışmış kahkahalarla eğleniyor:D Bir anlık gördüm İbrahim'i sonra Arı'nın ardı sıra bende gittim ama o kadar çocuk içinde yaklaşamadım bile..Kendime arka sıralardan bir yer bulup oturdum.Zavallı Arı ile bir müddet eğlendi çocuklar. Arıların görevi, marifetleri hakkında konuştu çocuklarla..Zavallı diyorum çünkü sahneden inerken Arı kostümünün içindekinde pek hal kalmamıştı:D Daha sonra perdeler kapandı yine bir oyun hazırlığı içinde oldukları belliydi fakat bu sefer perdeler açılmadan önce sahneye öğretmenlerden birisi çıkıp ingilizce şarkılar söyledi. Perdeler açıldı oyun başladı ''Yalancı Çoban'' oyununu oynuyorlardı fakat bütün oyuncular ingilizce konuşuyordu. Çocukların dumur olduklarını biz anneler homurdanmalarından anlayabiliyorduk:) Gerçi İbrahim için değişen pek fazla birşey yoktu sonuçta o arapçayı da çok anlamıyordu:) Oyun bittikten sonra çocuklara oyundan ne anladıklarını sordular şimdi birde arapça oynayalımda bakın bakalım doğru anlamışmısınız dediler.. Hiç üşenmeden aynı oyunu birde arapça oynadılar:)
Gösteri tamamlandıktan sonra İbrahim'in öğretmeni ile konuştum ve bana İbrahim'in yarın yalnız gelebileceğini söyledi. Ben İbrahim'in simdilik bunu kabul edemeyeceğini birde kendisine sormayı teklif ettim. İbrahim'i yanımıza çağırıp sorduk, sanki öğretmeni ile beni utandırmak için anlaşmış gibi olur ben yarın kendim gelebilirim dedi:) Onun şaşkınlığı ile eve geldim..Gün içinde defalarca sordum İbrahim Eren'e gerçekten tek başına gitmek istiyormusun? halen daha evet diyor yarin tek başına okul yolunda hadi bakalım;)

13 Ekim 2008 Pazartesi

Okulda 2. gün..

12-10-2008 Pazar
Bugün ikinci günümüz. Okula alıştırmak için ilk hafta bende İbrahim'e eşlik etmeyi planlıyorum.
Yine aynı saatte vardık okula..İbrahim kum parkını turladıktan sonra yine palyaçoların yanına gittik..Bugün annelere arka taraflara oturmalarını rica ettiler ve sadece annesinin yanına oturmayan çocukları sahneye aldılar. İlk gün pek çok çocuk bunu başaramadı İbrahimde dahil:) ön tarafta bir koltuk ayırdı kendine ama sürekli yanıma gelip gitti.
Bugün ''ilelmahkeme''(türkçe tercümesi anlamsız olacağı için anlam olarak ''haydi mahkemeye'' demek istiyorum) diye bir oyun oynadılar. O kadar kendimi kaptırmışım ki İbrahim'in anne ne diyorlar sorularını bile duymamışım. Oyun bittikten sonra İbrahim'in yanımda beni dürttüğünü fark edebildim ancak:)) Oyundan sonra oyun hakkında sorular sordular çocuklara, her soruya İbrahim'de parmak kaldırıyordu :) O na söz verseler ne cevap verecekti çok merak ediyorum. Yemek faslından sonra yine dağıldılar. Bizde İbrahim okula servisle gidip geleceği için servisle eve dönmeyi tercih ettik.. Forum doldururken sokak ve evin tam olarak krokisini çizmiş olsakta servise evimizi tam olarak gösterelim ve annesi servisin ne kadar güvenilir olup olmadığını test etsin diye;)

12 Ekim 2008 Pazar

Okulda ilk gün..

11-10-2008 Cumartesi

Bu sabah bizi okula götürecek olan Abdurrahman amcası verdiği saatten daha erken gelince apar topar çıkıverdik evden..Babamız bizimle gelmedi muhtemelen bizi uğurladıktan sonra uykusuna kaldığı yerden devam etmiştir :) Okula ulaşıp içeri girdiğimizde İbrahimle beraber kaybolduk :D Nasıl başardık bilmiyorum ama o okulda tek kaybolan biz olmuşuzdur herhalde:) Ufak bir karmaşadan sonra gitmemiz gereken yeri ve Naciye teyzemizi bulduk elh. (Naciye teyze okulun aşçısı olur okuldaki tek türk olduğu içinde bizim için yanına gidilecek ilk kapı) İbrahim hemencecik okulun bahçelerine daldı bile. Biraz oynadıktan sonra maksafta (tiyatro salonu olması lazım türkçedeki karşılığı tam olarak bilmiyorum) program olduğunu söyleyip oraya çağırdılar bizi. İçeri girdiğimizde palyaçolar çocuklarla muhabbet ediyor ufak hediyeler dağıtıyorlardı.. hangi çocuk palyaço sevmez ki? İbrahimde hemen onların yanında buldu kendini ve hediyelerinde de aldı nasibini..Daha sonra Leyla adında ufak bir oyun oynayıp bitirdiler programı. İbrahim'e bütün oyunu tek tek tercüme ettim, ağzı açık kendinden geçmiş bir halde dinledi beni, çok beğenmişti. Daha sonra yemekhaneye alınan çocuklar karınlarını doyurdular ama ilk gün olduğu için bütün annelerde çocuklarla beraberdi ve hep birlikte yemekhanede adım atacak yer bırakmadık:) Zavalla Naciye teyze çileden çıkmıştı:D Yemek faslından sonra herkes evine dağıldı..
Ortalık sakinleşince İbrahim bir araba buldu kendine ve saat 1'e kadar gönlünce dolaştı ortalıkta. Bende bunu fırsat bilip bir güzel gezdim okulu..
Okul çocukların her türlü ihtiyaçlarına karşılayabilecek şekilde hazırlanmış .. Temelde 4 ayrı bahçeden oluşuyor..Bahçelerden birisi mermer döşeli üzeri modern bir çadırla güneşten korunmuş kocaman bir alan 15-20 tane bisiklet ve araba bulunuyor burada. Okula ilk girişte bu alana giriliyor zaten ve bu alan zemini tamamen çim olan, etrafı da kocaman ağaçlarla çevrili ikinci bir bahçeye açılıyor, bu ağaçlar bahçeyi gölgeliyor ve çocukları direkt güneşten koruyor. Ayrıca bahçede salıncak, kaydırak vs. de mevcut. 3. bahçe ise tamamen kum içinde, her türlü kum ile oynayabilecekleri oyuncaklar ve yine salincak kaydırak gibi park oyuncaklarıda var. Bu parkın üzeride girişteki alan gibi çadırla korunuyor.Bu şekilde çocuklar bu parklarda hem güneşten nasiplerini alabiliyor hemde Arabistan güneşinin yakıcı etkisinden korunmuş oluyorlar. Diğer bir bahçede ise 80-90 cm derinliğinde çok derin olmayan bir havuz var buranın üzeri havuzun ısınabilmesi için yarıya kadar açık.. Bütün derslikler bu bahçelere açılıyor ve her sınıf içerisinde bir tuvalet ve kum bahçesi var..Tuvaletlerde çocukların boylarına göre yapılmış o kadar sevimliler ki tuvaletin resmini çekmekten kendimi alıkoyamadım :))Okulda bütün bunlara ek olarak kocaman bir yemekhane, sağlık ocağı, bilgisayar sınıfı ve çok sevimli Mısırlı bir hemşiresi var. Bu hemşire çocukların sağlığı ile ilgilendiği gibi okula giren yiyeceklerin sağlıklı olup olmadığının kontrolünüde yapıyor Arabistan gibi yerde böylesi bir titizlik beni memnun etti doğrusu çünkü burada fast food tüketimi had safhada..Geçen seneki okulumuzda kantinde her türlü cips, çikolata satışı serbestti ve hiç kimse bunları kucakları dolusunca satın alan çocuklara ses çıkarmıyordu..Ben kendi çapımda ne kadar itiraz edip kantinde süt satılmasını rica ettiysem yine de başarılı olamamıştım..
İbrahim'i böylesi bir okuldan çıkarmak oldukça zor oldu bugün hatta bir ara beni ''bak kafamı kızdırma hep burada kalırım eve gelmem'' diye tehdit ediyordu :D Anneside çıkmak istemiyordu ama yaşı gereği çıkmak zorundaydı ;)
Bugün İbrahim okuldan döndükten sonra karnını doyurdu, biraz uyuduk. Uyandıktan sonra ta ki yatana kadar enerji doluydu evde tırmanmadık yer bırakmadı temiz hava bol güneş iyi geldi galiba:) Ve ben ilk defa bugün rahat ve huzurla koydum yastığa başımı.. Hergün vicdan azabı içimi kemirirdi, İbrahim bugünde dışarı çıkamadı enerjisini harcayamadı diye. Artık böyle bir kaygım kalmayacak inş. Bu okul için çok tereddüt etmiştik ama ne kadar doğru bir karar vermişiz diye seviniyorum şimdi.. Umarım eğitimi de bu kalite de olur.
Eh bu huzurla bir anne başka ne ister? Çocuğunu böyle bir okula göndermek ister:)
Allahu teala bütün annelerin karşısına gönüllerindeki gibi beklentilerine karşılık verebilecek okullar çıkarsın ..

11 Ekim 2008 Cumartesi

Okula 1 kala..

10-10-2008 Cuma

Yarın okullar açılıyor.. Çok şükür İbrahim Eren'in ''artık ne zaman okula başlayacam?'' sorularının sonu geliyor. Bugün akşam üzeri babası ile birlikte resim çektirmeye gittiler. Oldukça güzel çıkmış resimde, açıkçası bu kadar efendi, adamakıllı bir poz beklemiyordum İbrahim'den :) çünkü objektif gördüğü anda kendini inanılmaz şekillere sokup ağzının gözünün yerini değiştirmeyi becerebiliyor :)
Akşam da babası ile birlikte okul için istenen forumları doldurduk, belgeleri toparladık.
İbrahim mi? Masanın üzerine çıkmış bizim yazmaya çalıştığımız kağıtların üzerlerine oturmaya çalışıyor, dosyaya güç bela toparladıklarımı saçmak için uğraşıyordu :)
İbrahim'den kurtulan belgeler derlendi unutulmasın diye çıkışa yakın bir yerlere konulup erkenden yatıldı. İbrahim yatırıldı demek daha doğru olur çünkü annenin sabahın 5'ini görmeden uyuduğu henüz görülmemiştir.
Bu okul için çok düşündük o yüzden hazırlıkları son güne kadar beklettik. Önümüzde 3 okul seçeneği vardı, 1.si geçen sene gittiği okul, eğitim fena değildi fakat okulun çok kapalı bir alanda olması ve havalandırma sisteminin yeterli olmayışı beni düşündürüyordu. 2. okul seçeneği Tahfiz di yani hafızlık, bu da anneye göre oğluna kıyamayış ile listede aşağı kaydırıldı ve tek seçenek olarak bu okul kaldı. İnsaAllah beklentilerimizi boşa çıkarmaz ve İbrahim için hayırlı bir okul olur.