Lilypie 5th Birthday PicLilypie 5th Birthday Ticker

24 Mart 2009 Salı

Çocuklarda tırnak yeme...

Sevgili Mertim Benim'e çok uzun zaman önce tırnak yeme hakkında bir yazı yazacağıma söz vermiş fakat taşınma kargaşasında bir türlü fırsat bulamamıştım. Şimdi sözümü tutuyorum arkadaşım umarım geç kalmamışımdır.

Neden ben tırnak yeme hakkında yazı yazıyorum? Bir zamanlar aynı sorunu yaşamış ve uyguladığı yöntemle başarılı sonuç almış bir anne olarak niyetim sadece tecrübelerimi aktarmaktır. Ben ne pedegog ne de psikolog değilim, bu yüzden yazımın yanlış anlaşılmamasını istiyorum. Uyarı yahut eklemelere açığım arkadaşlar..


Aslında her çocuk hayatının bir döneminde tırnak yeme eylemini gerçekleştirirmiş biliyormusunuz? Bu dönemde davranışına karşılık çevresinden aldığı geri bildirimlerde bu eyleminin kalıcı olmasındaki en büyük etkenlerde biriymiş..

İbrahim Eren'de 2-2,5 yaşları arasında böyle bir dönemden geçti ve bu dönem 6 ay sürdü.. Bu kadar uzun sürmesinin sebebi de o zamanlar tırnak yiyen bir çocuğa nasıl davranılacağını bilmeyen benim yüzümden oldu..Ve o dönemde çevremde ne kadar çok çocuğun tırnak yediğini fark ettim..:( O yüzden tırnak yeme problemi ile karşı karşıya olan anne-babalar için yahut ileride karşılaşabilecekler için tecrübelerimi aktarmak istiyorum..

İbrahim'in iki sene önce tırnak yediği dönem, babasından uzun süre ayrı kaldığı ve tuvalet eğitimine denk gelen bir zamandı.. Ayrıca İbrahim Eren duygularını açıklamakta biraz ketum bir çoçuk.. Yaşadıklarını anlattırabilmek için denemediğim yol kalmıyor.. İyice tavını aldırabilirsem bazen ağzından laf alabiliyorum işte:) İbrahim konuşmayan bir çocuk mu? Asla! Şimdiye kadar O'nun çenesine tahammül edebilme rekoru kırmış tek kişi benim:) Ama kendisi ile alakalı konuşulmasını istemiyor..Benim iç dünyam bana ait lütfen karışmayın diyor yani, eh bizde saygı duyuyoruz..
İlk başlarda tırnak yeme eyleminin kendiliğinden geçmesini bekledim fakat durumun daha da ilerlediğini fark edince Dünya'ya açılan tek pencerem olan internetin başına oturup kendimce çareler aramaya başladım. Aslında benim aradığım bana yardım edebilecek bir pedegogdu ve arayan bulur misali sonunda aradığımı buldum..:) Bir çocuk sitesinde çocuk davranışları hakkında yazı yazmış altına da mail adresini eklemiş bir pedogoga ''yardıma ihtiyacım var'' diyerek bir mail attım.. Şu anda adını bile hatırlayamadığım bayan bana oldukça açıklayıcı bir maille cevap verdi. Kısaca mailde bu gibi davranışlar sergileyen çocuklar için yapılması ve yapılmaması gereken kurallar vardı..

Yapılmaması gerekenlerin hatırımda kalanlardan başlayalım;
  • Çocuğa davranışından dolayı sürekli uyarıda bulunmak..( Benim en büyük hatam buydu. 24 saatin belkide her dakikası ''İbrahim Eren elini ağzından çıkar'' ''İbrahim Eren çirkin çocuk oldun yine farkındamısın'' diyerek sürekli uyarılarda bulunuyordum.
  • Eylemi ''tırnak yeme'' olarak adlandırmak.. (Biz olayı elini ağzına almak olarak adlandırdık hep)
  • Çocuğun ellerine acı losyon vb. şeyler sürmek..( Türkiye'den özel losyon getirtmiştim:( ama çare etmedi, üstelik bir zaman sonra yanıma gelip ellerini göstererek anne bunların acısı bitmiş acı sür diyordu:) çeşni gibi olmuştu yani O'nun için:D)
  • Başkalarının yanında çoçuğunuzun tırnak yediğinden bahsetmek..( Bunu hiç yapmadım. Bende bazen iyi anne olabiliyormuşum canım:P)
  • Kıyaslama yapmak..Kıyaslama zaten her durumda çocuk için olumsuz davranışlara sebep olur.(Bunuda hiçbir zaman hiçbir şekilde kullanmadım)

Bu saydığım yapılmaması gerekenleri yapmadıktan sonra, geriye çocuğa karşı alınacak tavır kalıyor.. Bunun içinde iki yöntem var,
  • Görmezden gelme yöntemi
  • Kınama yöntemi
Kolay gibi görünse de iki yöntemde birbirinden zor ve sabır isteyen bir süreç..Ben görmezden gelme yöntemini denedim benim için uygun olanı oydu çünkü..

Her iki yöntemde de ailenizdeki ve çevrenizdeki insanların yardımına ihtiyacınız var.

Kınama yönteminin olmazsa olmaz şartlarını tam olarak hatırlayamıyorum.:(

Görmezden gelme yönteminin olmazsa olmaz şartı ise gerçek manada görmezden gelebilmek..
Buradan bakınca gerçekten basitmiş gibi görünüyor ama yaşadığım günleri hatırladıkça halen daha ateşler basıyor beni..
Öncelikle ailenizdeki insanlarla kesinlikle bu konu hakkında açıkça konuşmalısınız. Çünkü görmezden gelme yöntemini başlattığınız andan itibaren çocuğa tırnak yeme davranışına karşılık bir tek uyarı bile yapılmaması gerekiyor. Artık evinizde hiçbirşekilde tırnak yemenin bahsi geçmemeli, sanki o evde daha önce böyle bir durum yaşanmamış ve halen daha da yaşanmıyormuş gibi davranabilmelisiniz.. Eğer eyleminiz bir müddet devam eder ve bir uyarı bile yapılırsa davranışın kalıcı olmasına sebebiyet verme ihtimali çok yüksek..

Oldukça zaman ve sabır isteyen bir süreç ama eğer sonunda benim gibi bir başarıyı yakalayabilirseniz yaşadığınız bütün sıkıntıya değiyor.

Oldukça dikkat isteyen ve hassas bir dönem içerisinde olduğunuzu bilmelisiniz. Çünkü çocuk davranışı ile dikkat çekmeyi adet edinmişken birden bire çarkların tersine döndüğünü ve hatta hiç kimsenin O'nun bu hareketini umursamadığının farkına vardığı zaman her türlü hırçınlığı deneyecek ve hatta tırnak yeme eylemini bir müddet belki daha da abartacaktır.. Sabır en büyük kalkanınız olmalı O'na karşı.. Sinirlerinize güvenemediğiniz durumlarda eşinizden yahut ev halkından mutlaka çocukla ilgilenmesi için yardım istemelisiniz..

Mümkünse bu dönemde her zaman çocuğunuzun yanında olun, çocuğunuzu oyalayabilecek etkinlikler geliştirin ve bunları mutlaka düzenli olarak yapın. Bu aynı zamanda çocuğun ellerini oyalayabilecek bir etkinlik olursa bir müddetde olsa O'nu eyleminden alıkoyacaktır..

Bu dönem içerisinde, tanımadığınız insanlarla muhatap olabileceğiniz durumlardan kaçınmanızı tavsiye ederim. Çünkü elin ağzı torba değilki misali, sizin tırnak yeme konusunda takındığınız tavırdan habersiz başka insanlar çocuğunuza yapacağı bir uyarı ve hatta bulunduğu topluluk içerisinde O'nu küçük düşüreceği bir hareketi bir çuval inciri berbat edebilir..

Bu dönemde çocuğunuzla birlikte gittiğiniz yerdeki tanıdığınız kimseleri (örneğin; akraba, komşu vs. ziyaretlerinde) durumdan haberdar etmenizde fayda var. Eğer gideceğiniz yerdeki insanlara güvenmiyorsanız ne pahasına olursa olsun gitmemenizi tavsiye ederim. Sonuçta bir anne için çocuğu herşeyden daha önemlidir..

Çevrenizde çoçuğuna kıyaslama yapmayı adet edinmiş anneler varsa onlardanda bir müddet uzak durmalısınız. Kıyaslamayı adet edinmiş insanın nerede nasıl bir kıyaslama yapacağını kestiremezsiniz. Çocuğunuzun olmasa bile sizin moralinizi yerle yeksan etmede hiç zorlanmayacağına garanti verebilirim.. Tecrübeyle sabittir..

Kendininde çocuğu olduğu halde yokmuş gibi davranan, çocuk halinden anlamaz bi habermiş gibi görünen, yüzüne iğrenç birşey görmüş gibi bir ifadeyi bürüyüp '' Ay farkındamısın senin çocuğun tırnak yiyor'' diyen arkadaşlarınız varsa mümkünse onlarla artık hiç görüşmeyin..

En başta yazmam gerekeni en sonda yazıyorum belkide.. Eğer imkanınız varsa mutlaka bir pedogogtan yardım alın.. Çünkü önemli olan çocuğun tırnak yemesi değil bu eylemin altında yatan sebeptir..

Naçizane tavsiyelerim bunlardır.. Sürçü lisan etmişsem affola.. Allah-u Teala ''Annelik'' gibi yüce bir görevi biz kadınlara layık görmüş. Dünyadaki en güzel, en zor ve en fazla sorumluluk isteyen bu mesleği hakkı ile başarabilmek için bizlere yardım etsin..

Bu ve benzeri sorunlar yaşayan annelere de sabır diliyorum.. Benim yaşadığım pek çoklarına göre belkide ufacık bir sorundu, ama anne yüreği en ufağını bile kabul etmiyor, edemiyor bilirsiniz..

20 Mart 2009 Cuma

Nasıl bir başlık atacağımı bilemedim:(

Okuyucularıma karşı çok mahcubum.. Elimde olmayan sebeplerden filan değil, tamamen kendi tembelliğim yahut uzun zamandır içinde bulunduğum maratonun yorgunluğundan diyelim;) bloğumu güncellemek hatta internete bile girmek içimden gelmiyordu. Bugün yeneceğim bu tembelliğimi diyerek geçtim bilgisayarın başına.. postun sonunu da getirebilirsem ne mutlu bana;)

Bu aralar çiçeklere fena takmış durumdayım. Yeni evim bütün gün güneş aldığı ve çiçeklerimin evimi sevdiğini de görünce iyice heveslendim. Annem bunu okuyunca çok şaşıracaktır eminim :)
 (anneciğim her kız yaşlandıkça annesine çekermiş teorisini artık bende kabul ediyorum, aslıma dönüyorum yani çaresizim kurtuluş yok:D )
İki gün önce kendi ellerimle solucan dolu toprağı saksılara pay edip, çiçeklerimi köklerini parçalayarak yerleştirdim:) Umarım ömürleri uzun olur;)

Bunlar penceremin önünü süslüyor. Gün içinde kaç sefer pencere önünü ziyaret edip köklerini didiklediğimi hatırlamıyorum bile:P Cinslerini, adlarını bilmiyorum. Bilen arkadaşlar söylerse memnun olurum.


 Bu da sevgililer gününde gelmişti;) Halen daha capcanlı ve 3 ayrı filiz vermiş durumda..


Çiçeklerden bahsedilirde İbrahim'den bahsedilmez mi? 
Bugün O'nun günüydü. Günlerden Perşembe yani tatil günü olunca çok uzun zamandır yapmadığımız birşeyi yaptık ve ailece elele hareme kadar yürüdük ve en önemlisi İbrahim'e bugün ''yapma'' ''etme'' demedik. O'da dilediğince yerlerde yuvarlandı toza toprağa yattı, bulandı ama çok eğlendi ve en önemlisi yoruldu:) eve gelince yemeğini ancak yiyebildi olduğu yere sızdı kaldı:) eh sabahın sekizinden beri full enerji hoplayıp zıplıyordu. Uyusunda annesi biraz dinlensin artık:) 

Haremden sonra uğradığımız alışveriş merkezinde kiraladığımız bu motorla alışveriş merkezinde dolaşanları ezmeye kalktı, dükkanların içine girmeye çalıştı. Motorun zamanı dolup teslim ettiğimiz zaman Esnaf ve müşteriler derin bir nefes aldı:)

İbrahim Eren'e eğlence mi yok. Daha sonra kendisine İran'lı bir arkadaş buldu. yaşça çok küçük olmasına rağmen hareket ve yaramazlıkta ortak noktayı bulup alışveriş merkezinin altını üstüne getirdiler..


Bugün çok ilginç birşey daha yaptı.. Sabah herkesten önce uyanıp çizgi film izlemeye koyulmuşken, yanıma gelip beni uyandırdı ve ''anne kızmazsan sana birşey söylecem'' dedi. Uyku sersemliğiyle söyle bakalım dedim:) yoksa kızılacak birşey ise kızarım diye pazarlığımı yapardım:P  ''Ben oturma odasındaki perdeyi düşürdüm'' dedi. '' Nasıl başardın'' diye sorduğumda verdiği cevap daha ilginçti. '' Şeytan bana perdenin ipini çek, perdenin ipini çek dedi bende kendime hakim olamadım çektim, perdede boom diye düşüverdi'' dedi:D 

Bugünlük bu kadar yeter.. Bir daha arayı bu kadar açmamak dileği ile..



27 Şubat 2009 Cuma

Şükür kavuşturana..

Nihayet bilgisayar başına geçebilme imkan ve vaktini bulabildim. Çok yorucu günler geçirdim ve halen daha yığınla yapmam gereken işim var, şükür en zorları geride kaldı. Bizleri merak eden dostlarımıza teşekkürü borç biliriz;) 
Bu kadar uzun bir arada neler mi yaptık? Şükür kendimizi üst kata atabildik, yarım yamalak da olsa yerleştik, okulların yarıyıl tatili bizim için tek fırsattı ve bu fırsatı değerlendirip Umre'ye gittik ve birkaç saat öncede evimize döndük şükürler olsun.. Yolculuğun yorgunluğundan mıdır bilmem, başımdaki korkunç ağrıya rağmen birkaç resimde ekleyerek ayrılacam şimdilik;) Malum daha yapmam gereken çok işim var;) İnternetimizde yeni evimizde pek nazlı sağolsun, sürekli bağlantı kopup duruyor:( bu ev düzeni oturtana kadar beni epey uğraştıracağa benziyor hamdolsun.. 

Gelelim İbrahim Eren'den haberlere.. 
İbrahim'e bir haller oldu, inanılmaz hareketlendi bir saniye bile yerinde durmuyor:( gürültüsü de cabası:( Evin taşınması okul tatiline de denk gelince, çekilmez dayanılmaz bir velet oldu bu aralar. Sanırım işlerimizin yoğunluğundan O'nunla ilgilenemediğimiz için dikkat çekmek için kendine böyle bir yöntem seçti. Kah okulları tatil edene, kah İbrahim Eren'e kızarak geçirdik günlerimizi:) Önümüzdeki Cumartesi okullar açılıyor ve İbrahim'in yarım günde olsa enerjisini okulda harcayağı için mutluyuz:P
İbrahim Eren muhteşem bir karne ile yarıyıl tatiline girdi,Aslında karnesinin resmini koymayı isterdim ama çok sayfalı ve çok yazılı bir karne, ben bile baştan sona bir kere ancak okuyabildim. Okulunun her hareketini izlemlemesi, not etmesi ve uzmanlarının fikirlerini yazmış olması beni oldukça memnun etti belki sene sonunda istek ve talep olursa :P karnesini sayfa sayfa eklerim;)



Uzun yıllardır İbrahim için sakladığım beyaz eşya kolileri ev taşınmasında da görevlerini tamamlayınca, bir tanesinin ön tarafına bir kapı, yan taraflarınada birer pencere açtım, başka bir kutu ile üzerine çatı yaptım, bacasız olmazmış bacasına horozlar koyacakmış diye birde baca yaptım, içerisinede bir el feneri astım ve İbrahim Eren'e ait kocaman bir ev oldu;) daha sonra da dilediğince süslemesi için kendisine teslim ettim, en fazla 10 dakika oyaladı ama çok mutlu oldu.. Halen daha odasında sapasağlam duruyor arasıra içerisine girerek masal kitaplarını okuyor;)
Bir diğer kutuda isteğe göre uzay gemisi yahut araba olmak için kenara ayrıldı..





Bu resimlerde Umre'den.. Fakat bir saniye bile yerinde durmadığı için pek fazla net resim yakalayamadım:( Biz idare ettik ediyoruz artık, size de tavsiye ederiz;)

Bu resmi anlaşmalı çektim.. Arkasında da Kabe manzarası olsun diye çok çırpındım ama o sırada yan tarafımızda bir kadın fenalık geçirmeye başlayınca dikkatler yine dağıldı ve bu resim çıktı ortaya:) daha sonrada yakalabilene aşk olsun:)


Nadir net resimlerden birisi:) gecenin yarısı hava serin olunca böyle sarılmış ihramina:)

Şimdilik ayrılıyorum. İnşaAllah artık vakit bulabilirim internette azizlik yapmazsa dostlarımın bloglarını gezecem tek tek..;)



2 Şubat 2009 Pazartesi

Bir daha taşınmak istersem biri bana bu postu hatırlatsın:)

Sıkıldım ben ya, taşınmak bana göre değilmiş. Habuki ne kadar çok istiyordum. ama ben bir an önce olsun bitsin istiyormuşum. Şimdi işler uzayınca canımı sıkıyor. Hatta bazen kendime taşınmak senin neyine ne güzel kirli pasaklı oturuyordun şurada diyorum:) birkaç dakika dinlenip kafamı farklı birşeyle dağıttıktan sonra da ne zamana kadar böyle başıboş sorumsuz yaşayacaktın artık kendine çeki düzen vermenin vakti gelmişti diyorum:) Galiba ortama ayak uyduramayan benim duygularım:)
Birde boyacıyla başım dertte şimdi:) Adamcağız boya kokusundan olsa gerek iyice bulmuş kafayı, bildiğini yapıyor:) Habuki çok takıntılı bir yapım var, duvardaki bir pürüz, bir leke o odaya girmememe hatta eve taşınmak istemememe sebep olabilir. Sağolsun eski komşularımda yememiş içmemiş duvarları matkapla delip çivi çakmışlar, artık çakacak yer kalmayıncada boşlukları silikonla doldurmuşlar. Bu işinde bir usulu var canım silikon duvar deliği doldurmak için icad edilmemişki. çok yaratıcı komşum kendi icadı gibi kullanmış ama:P
Boyacı amcamda bu durumdan pek rahatsız görünmüyor, gerçi ben boyadan sonra bakacam onların icabına dese de(nasıl olacak pek anlamadım), ben karşımda boyanmış kaymak gibi duvar göremeyince çileden çıkıyorum:( Biraz önce yine yukarı çıkıp boyamak için hazırladığı odadaki silikonlara bir el attım;) Öyle kolay kolayda sökülmüyorlar yerlerinden, ancak takı yapmak için kullandığım aletlerle oyarak deşerek sökebiliyorum:) yani boyacı yapamaz bu işi:P Amcam ben oradayken ilgilenmiyormuş gibi davransada eminim ardımdan bildiği en güzel iltifatları etmiştir :D çünkü O boyasını karıyordu, ama kardığı boyayı duvara sürebilmek için birkaç saatini alacak daha iş çıkardım başına..
Birde renk davamız var şimdi:) Ben boyayacağı oda için lila rengi istemiştim. O kanarya sarısı yapalım biz burayı diye ısrar ediyor:) Yatak odası için kemik rengi olsun dedim. Amcam pembe almış, bu aralar yatak odasında pembe renk revaçtaymış:) Benim bordo-kahve-krem temalı odamada pembe nasıl yakışır:) ama amcamı mı kıracam iki duvar pembe iki duvar krem olsun dedim. Ben o şekil duvarı 17 yıl önce boyamıştım diyerek beni geriden gelmekle itham etti birde:) 
Mat boyaydı parlak boyaydı kavgamızdan bahsetmiyorum bile.. Ben janjanlı ambalaj kağıdı gibi duvar istemiyorum. soft olsun mat olsun diyorum. Amcam, napcan mat duvarı sen onu silemezsin lekesini temizyeleyemezsin biraz parlak olsun diyor. demekle de kalmıyor bildiğini yapıyor zaten:) Yıllardır mat boya kullanıyorum sildimde yıkadımda bişe olmadı diyorum. Hade canıım sendee diyor:D Kazasız belasız bitseydi bari şu boya işi:) ondan sonrada seramikçi gelecek, onada takacak birşeyler bulurum ben :) 

Bugünleri unutmamalıyım ki bir daha taşınmaya cesaret edemiyeyim. Yoksa temizliğin tadını alırsam her temizlik vakti taşınsam diye tuttururum ben:P Gerçi unutamıyacağım bir evim var şu anda, toparlamaya çalıştığım eşyaları toplamaktan çok saçıp dağıttığım adım atacak yer bırakmadığım bir ev:( bu durumdan en çok İbrahim Eren memnun, kendisine o kadar çok eğlenecek şey buluyorki. Bundan sonra canı sıkıldığı zaman dibi köşeyi döküp önüne verecem birkaç gün aramaz beni herhalde:P
Dün okuldan geldikten sonra daha üstünü bile tam çıkarmadan, benim atmak için ayırdıklarımdan kendine bir kostüm hazırlamış:) resmini çekmeye çalışırkende bana poz veriyor.. Resimleri buraya ekleyecem ama birkaç yıl sonra aklı ermeye başlar, beni niçin buralarda madara ettin diye hesap sormaya kalkarsa ne derim bilmiyorum:)


Kafasında yazlık küçülmüş bir şapka, ellerinde kışlık eldiven, ayağında daha okul pantolonu, üzerinde de atlet:)



Yeri gelmişken ekleyeyim bari.. İbrahim Eren annesinin karnındayken babası 2000 parçalık bir puzzle işine el atmıştı. İbrahim Eren 3-4 aylık olunca, babasının ancak yarılayabilmiş olduğu puzzla, nasıl olmuşsa bebek koltuğundan sıyrılarak inmiş ve parçalarını yemeye teşebbüs etmişti:) Annesi de, kocasının o kadar aylık emeğine acımayıp darmadağın edip kutusuna doldurmuş, bi ara yok ederim bunu diyerek bir köşeye tepiştirivermişti.  Dip köşe dökülünce puzzlede ortaya çıktı :S  Babasıda ben bunu yapacam diye tutturunca hiç kalabalığımız yok ya, 100'e 70 ebatlarında bir karton üzerinde birde o dolaşıyor ortalıklarda:) 

Bu birkaç gün önceki hali.. Bugün itibari ile en fazla yerleştirilecek 50-60 parçası kalmış durumda. Tam olarak bitip, çerçevelendikten sonra yeni evimizin duvarını süslerken bitmiş fotosunuda eklerim inşaAllah..

Bitince böyle olacak..

30 Ocak 2009 Cuma

Taşınıyoruuzz..



Endişelenmeyin hemen blog yerinde duruyor, biz evimizi taşıyoruz;) 
Şükürler olsun uzunca bir imtihandan sonra, artık tamamen ümidimizi yitirmişken, süpriz bir şekilde Allah beklediğimiz ve istediğimiz evi bize nasip etti ve bugünden itibaren toparlanmalar ve hazırlıklar başlıyor İnşaAllah..
Fazla uzağa değil bir üst kata çıkıyoruz. Bir odadan diğer odaya taşınıyormuş gibi görünse de işimiz zor, Allah yardımcımız olsun..
Taşınma telaşımız bitene kadar bloğumuza ve blog arkadaşlarımıza vakit ayıramıyacam sanırım:( Şimdiye kadarda pek ayırmıyordun zaten diyenler olabilir:) geçtiğimiz bir ay içinde de ev arama derdimiz vardı ve emin olun ev aramanın stresi, yorgunluğu ev taşımaktan daha fazlaymış:( neyseki bizim için en güzel şekilde sonuçlandı ve komşularımızdan, mahallemizden ayrılmayacak olmamızın sevinci yaşadığımız stresi unutturdu..
Şimdi doldurulmayı bekleyen koliler, yıkanması gereken bi dünya çamaşır ve en önemlisi temizliği yapılacak kocaman bir ev beni bekliyor. 
Yeni evimizden yazacağım postlarda buluşabilmek dileği ile..

29 Ocak 2009 Perşembe

Laptop hırsızı:)




Şimdiye kadar hep korudum O'nu bilgisayarlardan, nasılsa sonunda birgün öğrenecek bu küçücük yaşında radyasyona maruz kalsın istemedim.. Fakat okulda bilgisayar dersleri varmış. Bundan tabiki haberim vardı, ama bu kadar çabuk ve fazla şey öğrenebileceğini tahmin etmiyordum. Artık evde boşta bırakılan laptopu yerinde bulamıyoruz:) Google ''oyun'' yazmayıda öğrenmiş:) google amcasında ondan yana zaten, önüne serip döküyor ne bulursa..


Birde bende bilgisayar isterim diye tutturuyor bazen:) şimdiye kadar bizi ve bilgisayarlarımızı rahat bıraksın diye O'na çeşit çeşit eğitici oyuncaklar almıştık. Geçen haftaya kadarda bunlarda benim bilgisayarım diyerek sarılıp dolaştırıyordu ama gerçek bilgisayarı tanıyınca O'nu kandırdığımızın farkına vardı :)



Bunlar oyuncak ben Dünya'nın oyunlarının olduğu bilgisayar istiyorum diyor:D Dünya'nın oyunlarından kastı internet sanırım:)

22 Ocak 2009 Perşembe

Ben ve sinir, sinirler ve ben..

Sevgili SananaAkİ BaNEneSaN  şimdiye kadar en çok sinirlendiğin olay ve seni en çok kızdıran şey acaba nedir ? diyerek mimlemiş beni.. 
Ahh bu soru bana gençliğimde sorulacaktıki :) (Şimdi yaşlımısın diyeceksiniz. pek tabi evet şunun şurasında torun sahibi olmaya ne kaldı;) İhtiyarladığım artık sinirlenemediğimden apaçık belli oluyor zaten) 

Genç iken çok sinirli agresif bir yapım vardı ev halkıda dahil kimse yanımdan geçemez, bana birşey soramazdı mutlaka çatacak birşeyler bulurdum:) Ta ki evlenip eşim gibi sinirden hiçbir şekilde nasibini almamış bu adamı tanıyana kadar.. Bir insan bu kadar cefakar bu kadar sabırlı olurmu diye ilk başlarda hep hayret ederdim:) hele birde benim gibi birine katlanabiliyor ya mutlaka bir sorunu var gibisinden:P  Yıllar geçtikçe benide kendisine benzetmeyi başardı. Ben başaramadım ama o başardı:) Artık O bana katlanıyor bende İbrahim'e:P Şaka bir yana gerçekten artık pek çok şeye sinirlenemiyor olmama hayret ediyorum. Başka insanlarda da böyle bir durum var mı çok merak ediyorum, acaba gelişimim normal seyrinde mi diye yani;)

Beni en çok kızdıran şahıs da, şüphesiz şimdiye kadar bana sabrı öğreten eşimdir:) O'nun olaylar karşısındaki soğuk kanlılığı beni çileden çıkarıyor, sinirim geçtikten sonra da kendisine hayran bırakıyor:) Bir de sorumluklarından kaçan, diğer insanların haklarına riayet etmeyen ve bencil insanlara acaip sinir olurum. Bazen bencillerle yani sadece kendisini düşünen insanlarla aynı dünyada yaşıyor olduğumu düşünmek bile sinirlendirebiliyor beni. bak şimdi yine tüylerim diken diken oldu:P 

Gelelim en çok sinirlendiğim olayaa.. Ne zamandır televizyon denen illete sinir olurdum ama o günkü kadar ondan nefret ettiğimi parçalamayı hayal ettiğimi hatırlamıyorum.  Hem alt kat komşumuzdaki hem evimizdeki televizyon aynı anda son ses çalışınca, hasta yatağında beni delirtmeye yetti. Odamdan çıkıp televizyonun üzerine yürüken tek düşündüğüm elime geçen ilk sert cisim ile onu parçalamaktı ama, tevizyon plazma olunca malum LCD ekranlarda bütün elektirik ekran üzerinden geçiyor, bir an aklım sinirimin önüne geçip elektiriğe çarpılabilmekle korkuttu beni:) bende ani bir dönüşle sola kırıp o anda nasıl olduysa elime geçen pense ile anten kablosunu kestim.. Bir anda kendilerini dipsiz bir kuyuya düşmüş gibi hisseden izleyenleri ne olduğunu anlamaya çalışırken ben çoktan yatağıma gömülmüş, birkaç saniye önceki sinirden üzerimde eser bile kalmamış olarak uykuya dalıyordum:) bu kadarcık yani bir anlıktı oldu bitti.:D

 Yaklaşık 15 gündür artık evimizde televizyon seside olmadığı için bende sinirlenecek bir olay bulamıyorum:) Kısacası ne var şu dünyada sinir olacak? melek gibi bir koca, daha melek bir evlat ve en melek ben:P yaşayıp gidiyoruz işte..

Bende LeYYa ablama ve Arabistan'da kadın olmak'a (kendisi bugünlerde Arabistan'da gelin olmak modunda ama :D fırsat bulunca cevaplasın) paslıyorum kolay gelsin..