Lilypie 5th Birthday PicLilypie 5th Birthday Ticker

26 Kasım 2008 Çarşamba

4 yaş hayalleri...


4 yaşında çocuğu olanlar yahut çocuk gelişimi hakkında yeterli bilgi sahibi olanlar bilir, 4 yaş hayal yaşıdır..Çocuklar bu yaşta inanılmaz hayaller kurar daha sonra kurdukları bu hayallere gerçekmiş gibi inanırlar..Bu bilgiyi ilk öğrendiğim zaman, o yaşta o kadar hayal kurabilen ve buna inanan çocuğun ne kadar sevimli olabileceğini ve başına ne işler açabileceğini hayal etmiş, günlerce her aklıma geldiğinde gülümsemiştim:) (nereden bilecektim benimde bir oğlum olacak ve o yaşa geldiği zaman başıma ne işler açacak:D )
Hatta o zamanlar tamda 4 yaşlarında olan dayımın torunu, elma sapını bir yılana benzetip bizi korkutmaya çalışmış, daha sonrada kendi yalanına kendisi inanıp korkudan saatlerce koltuğun tepesinden inemeyerek bizi gülmekten kırıp geçirmişti..:)

Dün akşam İbrahim Eren okulda neler yaptığını anlatırken, ''bugün doktor amcayada gittik anne benim karnıma baktı'' dedi. Daha önceden okuldan, her çocuk için bir sağlık dosyası açılacağını okulun doktorunun aylık rutin gelişmeleri bu dosyalara kaydedeceği hakkında bilgi verilmişti..O yüzden pek önemsemedim..Fakat bu sabah okula gitmeden önce kıyafetlerini giydirirken elinin üzerinde bir yeri gösterip ''buraya dikkat et anne doktor amca oraya iğne yaptı acıyoo'' dedi..Elinide o kadar itina ile havada tutuyorki.:) O anda bütün cinlerim tepeme toplandı, çocuğumun 4 yaşında olduğunu unutup elinde iğne izi varmı diye bakmak bile aklıma gelmedi..Hatta o sinirle sabah namazını bile kaç defa kıldığımı hatırlamıyorum.:D
Birkaç saat sonra okula telefon açtım..''Benim çocuğum astım hastası, bunu doyasında da belitmiştim siz benim haberim olmadan nasıl iğne yaparsınız. Madem bildiğinizi yapacaksınız o halde o dosyaları niçin bize doldurttunuz..bla..bla..bla.. '' verdim veriştirdim..Karşı taraftan yalnızca, bunun rutin bir kontrol olduğu iğne, ilaç vb. birşey kullanılmadığını söylediler..
Ta ki o zaman oğlumun 4 yaşında olduğu aklıma gelmişti:D Gerçek anlaşıldı ki;
İbrahim Eren ilaçlarını içmeyi reddettiği zamanlarda babasının (pek de tasvip etmesemde) ''O halde seni doktor amcaya götüreyim de sana iğne yapsın'' demesi çocuğun kafasına doktor amcalar iğne yapar fikrini yerleştirmiş, dünde doktora gidince kendine iğne yapıldığını hayallemiş..:D
Artık okulda benim için paranoyak anne diyorlardır herhalde:D Önümüzdeki sene İbrahim Eren'in kaydını yapmazlarsa hiç şaşırmayacam:)
Kim demiş hayal kurmak zararlı değildir diye:D

25 Kasım 2008 Salı

Ya Taiba!


Bugün hareme gittik..
Aslında burada çok normal, sıradan birşey hareme gitmek fakat Hacc mevsimi nedeni ile sık ziyaret edemiyoruz artık..O yüzden bugünlerde bizim için çok kıymetli oluyor bu anlar;)
Hacılar tıka basa olmasa da doldurmuştu haremi, hepsinin yüzünde bizim için artık sıradanlaşan o anı yaşamanın heyecanı vardı.. O heyecanı tekrar yaşamayı okadar arzuluyorum ki, her hacının yüzüne bakıp gözlerindeki pırıltıyı yakalamaya çalışıyorum..Sonrada başkaları için bu kadar önemli olan bir güzelliğin benim için ne kadar ulaşılabilir olduğunu hatırlayıp ne kadar şanslı bir kul olduğumu düşünüyorum.. iyiki Medine'deyim, iyiki Medine'liyim diyorum:))
Aslında haremde fotoğraf çekmek yasak, fakat çok kalabalık zamanlarda engel olunamıyor artık..Bende ellerinde fotoğraf makinesi habire zırt-pırt sağın solun, dibin köşenin, olur olmazın resimlerini çeken hacıların arasına karışıp fırsatı değerlendirdim;)
Medine halkının Harem diye adlandırdığı Mescid-i Nebevi'de ufak değişiklikler var..Onları resimledim sizler için..Haremin açık alanı üzerini önceden harem içinde birkaç tane bulunan şemsiyeler ile kapatıyorlar..Ve o şemsiyeler yapım aşamasında çok ilginç görünüyorlar..İbrahim Eren,
dev örümcek diyor onlara:)) bakalım siz neye benzeteceksiniz..Bunlar henüz yapım aşamasında.. Bitmiş halleri böyle olacak..

Altından bakınca da böyle...

Ziyarete gelen misafirler için çok faydalı olacak..Biz alıştık artık sıcağa ama ziyaretçiler çok sıkıntı çekiyordu..İki senedir devam eden çalışmaların bir an önce bitmesini diliyoruz artık..
Bu kadar harem resmi çekilirde İbrahim Eren çekilmez mi?

Ben şemsiyeleri karelemeye çalışırken, ''Anne sana bi poz verecem hadi beni çek lütfen'' diye çırpınan İbrahim'in verdiği poza bakarmısınız:))
İbrahim'in teknolojiyi keşfetmeye çalıştığı an...


Bayıldım ben bu ikiliye:)) Diğer çocuk İbrahim'in arkadaşı Erva..Benim gelecekteki gelin adaylarımdan birisi;) Nasılda şirinlik yapıyor:)Ayrıca bu çocuğun benim için özelliği henüz net bir resmini yakalayamamış olmam:) Yakaladığım zaman onuda paylaşacam;)

Ve..Medine'de çocuk olmak...

20 Kasım 2008 Perşembe

Gece kek yapmaya kalkarsam:)

Son zamanlarda yaptığım kekler bulgur bulgur oluyor, ele alınca dökülüveriyordu. Bu konudaki tecrübelerine güvendiğim bir arkadaşım unu çok fazla koyduğum için olduğunu söyledi..Bende gecenin 2'sinde unu az bir kek denemeye karar verdim..
Malzemeleri karıştırdım, oldukça az un koyarak (ki tarifte de tahin kıvamında olması yeterli diye yazıyordu) fırına verdim keki.. ve birşeylerle oyalanmak için içeri odaya geçtim..Tam 10 dakika sonra kek ne haldedir diye mutfağa doğru yollanmıştım kii birde ne göreyim, mutfağın kapısından dumanlar çıkıyor, ortalığı keskin bir yanık kokusu sarmış..:( Fırının kapağını açtığımda, fırının alt tablasının tamamen yanmış kek ile kaplandığını gördüm..Benim ızgara üzerine koyduğum unu az sevgili kekim kabara kabara kalıptan taşmış bütün fırını mahvetmişti..
Yinede birşeylerin kurtarılabilir olduğunu düşündüm ve kekin altına bir tepsi yerleştirip duman ve kokunun sebebi alt tablayı çıkararak tekrar fırının kapağını kapattım ve yine mutfaktan çıktım..Bu sefer mutfağa biraz daha yakın bir yerde konaklayıp olacakları bekledim..(Bu arada buraya kadar okuyanlar benim saray gibi bir evim olduğunu mutfaktan çok uzaklara gittiğimi düşünmesinler:) evim kibrit kutusu kadar bile değil:) ) Mutfaktan gelen koku ve duman kesilmeyince tekrar bi göz atma ihtiyacı hissettim.. Çünkü bu koku ve duman bu şekilde devam ederse komşularımın difa-ul medeniyi (İtfaiyeyi) çağırması an meselesiydi..
Sonuç tahmin ettiğim gibiydi:( halen daha uslanmayıp kabarmaya devam eden kekim tamamen kendi iradesi ile kalıptan tepsiye intikal etmiş oda hali ile alt tablada olmayınca yanarak duman ve kokuyu devam ettiriyordu..:(
Tamam pes ettim diyerek fırını kapattım evdeki tüm havalandırma kaynaklarını açtım ve üzerimdeki bu stresi ancak yazmak rahatlatır diyerek buraya aktardım..:)
Yok olan emeğime, temizlemek zorunda olduğum simsiyah bir fırın ve edevatlarına, evimdeki keskin yanık kokusuna yanmıyorum..:( Duman kokusundan rahatsız olduğu için uyuyamayan Kayınpederimin ''bu gelin sabahlara kadar evde periler gibi dolandığı yetmiyormuş gibi bu saatte kek yapma aşkından bizi dumana boğdu'' diye hakkımda düşündüklerine yanıyorum..:) Halbuki tek niyetim adamcağızın sabah kahvaltısına mis gibi bir kek koymaktı..:(
Neyse olan oldu artık gidip tüm gürültülerimle temizleyeyim şu mutfağıda deliller ortadan kalksın bari;)

19 Kasım 2008 Çarşamba

Bizim evin nağmeleri..:)

Bu aralar bizim eve bir radyo vericisi kurulsa epey bir dinleyici kitlesi toplarız herhalde..Ben dinlemezdim diyerek ön yargılı olmayın hemen, bizde her kesime hitap edecek yayın mevcut..;)

İbrahim Eren'in okul dersleri 4 bölümden oluşuyor..Arap alfabesi, rakamlar, ingilizce ve Kur-an.
Okulda yeterince çalıştırılıyorlar aslında..fakat bizimki arapçayıda yeni öğreniyor olduğu için bende evde desteklemek zorundayım..
Evde de işi oyuna dökmeye çalışıyoruz yoksa mümkün değil küçük adam birşey öğrenmeye yanaşmıyor..:( Hal böyle olunca tek kurtarıcımız şarkılar, sesli ve görüntülü yayınlar..Sorunda orada zaten, bir şarkı yahut Kur-an'dan bir sure (teyipten veya bilgisayardan) açtığım zaman eğer çok dikkatini çekecek birşey yoksa başında durmuyor, alıyor oyuncaklarını evin en sakin ortamına taşınıyor:) zaten dikkat çeken birşeyde varsa bütün dikkat ona yoğunlaşıyor dinlediğinide anlamıyor:) E bu durumda iş anneye düşüyor, ezberliyor bütün şarkıları bütün gün evde İbrahim nereye giderse oda işini oraya taşıyıp söylenip duruyor:)

Bir saat boyunca evimizde, Whellss on the bus go round and round, round and round...nağmeleri çınlarken bir sonraki saatte, Elifun Erneb yecri yel-ab yekulu cezeren... diye devam eden nağmelerini dinleyebilirsiniz..:D Bunlar gün içinde çeşitli saatlere dağılmış;
Felak Suresi,
Mesed Suresi,
Old Mc Donald had a farm E I E I O....şarkısı,
Elif Be Te Se Ciiim Haa...diye devam eden uyduruk şarkımız:),
Vahid, İsnan, Selasee...(rakamların şarkısı) diye uzayıp gidiyor...:)
Bazen beynim laçka oluyor, gece uyurken bile şarkıları sayıkladığımı düşünüyorum:) neyseki kocamdan henüz bu konuda bir şikayet almadım;)

Hele bir rakamların şarkısı varki İbrahim'den daha çok ben hayranım ona, gece gündüz dilimden düşüremiyorum şu ara:) Nasıl birşey olduğunu merak ediyorsanız burada..

18 Kasım 2008 Salı

Bu ne hal?

Az önce bloğuma bir yabancı gözü ile bakayım dedim ilk defa...Şimdiye kadar sağını solunu düzeltmek için uğraşmaktan hiç fırsatım olmamıştı..
Bloğu baştan sona okumaya çalıştım ama okuyamadım:) düşük cümleler, bozuk kelimeler, imla hataları alt üst ettiler bütün konsantrasyonumu..Ben Türkçeyi unutmuşumda haberim yok..:( Bu gurbet ellerde ecnebi olduk, ne arapçamız oldu, ne türkçemiz kaldı..:( var olan bir dilimizdi ondan da olduk iyi mi?
Başka bir yerde görsem mutlaka eleştirmeden geçemiyeceğim bu eksikliği kendi bloğumda da eleştiriyorum..:) Okuyanlardan,okumak zorunda kalanlardan özür diliyorum..
Uzun zamandır kitap okumadığımı ortaya çıkardı bu blog rezil etti beni:) gerçi İbrahim Eren'in olur olmaz heryerde konuştuğum türkçeyi düzeltmeye çalışmasından, '' Anne makinede değil, makinada makinada diyeceksin'' diyerek beni yerin dibine sokmasından anlamalıydım türkçemin ne hallere geldiğini..
Bu arada babacığımada sitemlerimi göndereyim. Bloğumu takip ettiğini düşünüyordum..Yazarken türkçe karakter kullanmadığım için sürekli beni uyaran babamın bu eksikliği en başından fark edip beni uyarmasını beklerdim..Adamcağızda bildiğini yapıyor nasılsa diyerek beni kendi halime bırakmış belli oldu:)

16 Kasım 2008 Pazar

Uyku Duamız..


Her çocukta olduğu gibi İbrahim Eren'in de gece korkuları var. Özellikle de odasını ayırdıktan sonra daha da arttı korkuları.. Ama benim gibi korkusunu bahane edip ebeveyn yatağına kaçmıyor:)
Ben korkusunu yenmek için çareler ararken İbrahim bana tüyoyu verdi;) Birgün onu yatırmak için yatağına eğildiğimde dualar mırıldandığını fark ettim..Kulak verdiğimde, ''Allah'ım korkuç kötüleri bağla, onları benim yanıma gönderme diyordu''..:) O küçücük yürek bile sığınacak biryerler arıyor, duanın gücüne inanıyordu demek.. Aslında bizde yatmadan önce beraber dua okuyorduk ama okuduğumuz dualar arapça olduğu için anladım ki, çocuğu tatmin etmiyormuş.. ''Sana dua öğreteyim onu okumak istermisin'' diye sordum.. ''Evet'' diye cevapladı.. Bu aralar bu duayı o kadar benimsedi ki öğle uykusuna yatarken bile mutlaka okumadan uyumuyor..Ve gecenin bir vakti yine bu duayı okuduğunu duyarsam anlıyorum ki hoşuna gitmeyen rüyalar görmüş..:)

Geldi uyku zamanı, huzur gönder Yarabbi
Bütün yaratıklara rahatlık ver Yarabbi
Güzel rüyalar görüp uyanalım inşaAllah
Lailaheillalah MuhammedRasulullah...

13 Kasım 2008 Perşembe

Cevabi en zor sorular..


İbrahim Eren'in kahramanlık sevdalarından daha önceki yazılarımda bahsetmiştim..Bu yaşta normal midir yoksa bizimkinin hayal dünyası mı çok geniş bilemiyorum, bazen o kadar ileri gidiyorki Dünyayı kurtaran adam bile küçük kalıyor yanında:) Böyle zamanlarında kendini çok fazla kaptırmasın diye Allah'ın varlığından ve büyüklüğünden bahsediyorum ona..Her ne kadar duygularını en doruklarda yaşadığı anlarda beni dinlemiyor gibi görünsede bazı şeyler kafasına girebilmeyi başarmış ve aklının bir köşesine takılmışlar demek...
Bugün onu yatırıp uyumasını beklerken bana çok ilginç bir soru sordu, ''Anne ben niçin Allah olmadım?'' dedi..Bu soruya nasıl bir cevap vereceğimi bilmiyorum:( Yığınla okuduğum gelişim kitaplarının hiçbirinde Allah'ın yerinde olmak isteyen çocuğa nasıl davranılacağı yazmıyordu:( Allah'ın yaratılmadığını fakat bizim yaratılmış olduğumuzdan bahsettim ama onun henüz bunları anlayacak kapsite de olmadığını biliyorum. Söylediklerimin pek çoğunu anlamadığının farkındayım...
Bebekliğinden beri uyuturken ona Allah'ın isimlerini ve Peygamberimiz için salavatlar okuyorum, şimdiden o güzel isimler aklında yer etsin diye..Geçtiğimiz günlerde (çok şükür) okuduklarımın ne anlama geldiğini sordu..Bende ona Allah'ın ve Peygamberin isimleri olduğunu açıkladım.. ''Allah'ın ve Peygamberin bu kadar çok isimleri var ise niçin bana yalnızca İbrahim Eren ismini koydunuz?'' demez mi..:)Yine afalladım bir müddet ne cevap vereceğimi düşündüm:) Peygamberimizin o isimleri daha sonradan hayatında yaptığı iyilikler karşılığında aldığını, kendiside iyi bir insan olursa ona da başkaları tarafından pek çok güzel isimler verilebileceğini anlattım ama ben sözümü bitirdiğim zaman uyumuştu bile.:)
Bütün çocuklar böyle bir dönemden geçiyorlar mı acaba? Yoksa biz mi sebep oluyoruz bu kadar abartmasına bilemiyorum.. Örneğin sokakta yürürken bize '' Elimden tutmassanız size araba çarpabilir, düşebilirsiniz. Eğer kendinize birşey olmasını istemiyorsanız gelin ve elimden tutun çünkü ben kahramanım bana birşey olmaz'' diyor:D ve bunları söylerken yaya yolunda yürüyen biz, araç yolunun ortasında yürüyen de kendisi:D
Sokağa çıkarken asker kıyafetlerinden başka birşey giydiremiyorum..Mutlaka üzerinde asker yeşilinden birşeyler olacak:) Önceki gün yolda yürürken çamurlu çok pis bir alandan geçmeye çalışıyordu..Bende '' Eğer o çamurlara basarsan çok sevdiğin kıyafetlerin kirlenir üzerine mikroplar bulaşır'' dedim..El cevap; ''Ben kahramanım ya anne, öldürürüm o mikropları'' :) Anlayacağınız benim oğlum kahraman olduğu gibi daha şimdiden Domestosun tahtınada aday:P