Lilypie 5th Birthday PicLilypie 5th Birthday Ticker

27 Şubat 2009 Cuma

Şükür kavuşturana..

Nihayet bilgisayar başına geçebilme imkan ve vaktini bulabildim. Çok yorucu günler geçirdim ve halen daha yığınla yapmam gereken işim var, şükür en zorları geride kaldı. Bizleri merak eden dostlarımıza teşekkürü borç biliriz;) 
Bu kadar uzun bir arada neler mi yaptık? Şükür kendimizi üst kata atabildik, yarım yamalak da olsa yerleştik, okulların yarıyıl tatili bizim için tek fırsattı ve bu fırsatı değerlendirip Umre'ye gittik ve birkaç saat öncede evimize döndük şükürler olsun.. Yolculuğun yorgunluğundan mıdır bilmem, başımdaki korkunç ağrıya rağmen birkaç resimde ekleyerek ayrılacam şimdilik;) Malum daha yapmam gereken çok işim var;) İnternetimizde yeni evimizde pek nazlı sağolsun, sürekli bağlantı kopup duruyor:( bu ev düzeni oturtana kadar beni epey uğraştıracağa benziyor hamdolsun.. 

Gelelim İbrahim Eren'den haberlere.. 
İbrahim'e bir haller oldu, inanılmaz hareketlendi bir saniye bile yerinde durmuyor:( gürültüsü de cabası:( Evin taşınması okul tatiline de denk gelince, çekilmez dayanılmaz bir velet oldu bu aralar. Sanırım işlerimizin yoğunluğundan O'nunla ilgilenemediğimiz için dikkat çekmek için kendine böyle bir yöntem seçti. Kah okulları tatil edene, kah İbrahim Eren'e kızarak geçirdik günlerimizi:) Önümüzdeki Cumartesi okullar açılıyor ve İbrahim'in yarım günde olsa enerjisini okulda harcayağı için mutluyuz:P
İbrahim Eren muhteşem bir karne ile yarıyıl tatiline girdi,Aslında karnesinin resmini koymayı isterdim ama çok sayfalı ve çok yazılı bir karne, ben bile baştan sona bir kere ancak okuyabildim. Okulunun her hareketini izlemlemesi, not etmesi ve uzmanlarının fikirlerini yazmış olması beni oldukça memnun etti belki sene sonunda istek ve talep olursa :P karnesini sayfa sayfa eklerim;)



Uzun yıllardır İbrahim için sakladığım beyaz eşya kolileri ev taşınmasında da görevlerini tamamlayınca, bir tanesinin ön tarafına bir kapı, yan taraflarınada birer pencere açtım, başka bir kutu ile üzerine çatı yaptım, bacasız olmazmış bacasına horozlar koyacakmış diye birde baca yaptım, içerisinede bir el feneri astım ve İbrahim Eren'e ait kocaman bir ev oldu;) daha sonra da dilediğince süslemesi için kendisine teslim ettim, en fazla 10 dakika oyaladı ama çok mutlu oldu.. Halen daha odasında sapasağlam duruyor arasıra içerisine girerek masal kitaplarını okuyor;)
Bir diğer kutuda isteğe göre uzay gemisi yahut araba olmak için kenara ayrıldı..





Bu resimlerde Umre'den.. Fakat bir saniye bile yerinde durmadığı için pek fazla net resim yakalayamadım:( Biz idare ettik ediyoruz artık, size de tavsiye ederiz;)

Bu resmi anlaşmalı çektim.. Arkasında da Kabe manzarası olsun diye çok çırpındım ama o sırada yan tarafımızda bir kadın fenalık geçirmeye başlayınca dikkatler yine dağıldı ve bu resim çıktı ortaya:) daha sonrada yakalabilene aşk olsun:)


Nadir net resimlerden birisi:) gecenin yarısı hava serin olunca böyle sarılmış ihramina:)

Şimdilik ayrılıyorum. İnşaAllah artık vakit bulabilirim internette azizlik yapmazsa dostlarımın bloglarını gezecem tek tek..;)



2 Şubat 2009 Pazartesi

Bir daha taşınmak istersem biri bana bu postu hatırlatsın:)

Sıkıldım ben ya, taşınmak bana göre değilmiş. Habuki ne kadar çok istiyordum. ama ben bir an önce olsun bitsin istiyormuşum. Şimdi işler uzayınca canımı sıkıyor. Hatta bazen kendime taşınmak senin neyine ne güzel kirli pasaklı oturuyordun şurada diyorum:) birkaç dakika dinlenip kafamı farklı birşeyle dağıttıktan sonra da ne zamana kadar böyle başıboş sorumsuz yaşayacaktın artık kendine çeki düzen vermenin vakti gelmişti diyorum:) Galiba ortama ayak uyduramayan benim duygularım:)
Birde boyacıyla başım dertte şimdi:) Adamcağız boya kokusundan olsa gerek iyice bulmuş kafayı, bildiğini yapıyor:) Habuki çok takıntılı bir yapım var, duvardaki bir pürüz, bir leke o odaya girmememe hatta eve taşınmak istemememe sebep olabilir. Sağolsun eski komşularımda yememiş içmemiş duvarları matkapla delip çivi çakmışlar, artık çakacak yer kalmayıncada boşlukları silikonla doldurmuşlar. Bu işinde bir usulu var canım silikon duvar deliği doldurmak için icad edilmemişki. çok yaratıcı komşum kendi icadı gibi kullanmış ama:P
Boyacı amcamda bu durumdan pek rahatsız görünmüyor, gerçi ben boyadan sonra bakacam onların icabına dese de(nasıl olacak pek anlamadım), ben karşımda boyanmış kaymak gibi duvar göremeyince çileden çıkıyorum:( Biraz önce yine yukarı çıkıp boyamak için hazırladığı odadaki silikonlara bir el attım;) Öyle kolay kolayda sökülmüyorlar yerlerinden, ancak takı yapmak için kullandığım aletlerle oyarak deşerek sökebiliyorum:) yani boyacı yapamaz bu işi:P Amcam ben oradayken ilgilenmiyormuş gibi davransada eminim ardımdan bildiği en güzel iltifatları etmiştir :D çünkü O boyasını karıyordu, ama kardığı boyayı duvara sürebilmek için birkaç saatini alacak daha iş çıkardım başına..
Birde renk davamız var şimdi:) Ben boyayacağı oda için lila rengi istemiştim. O kanarya sarısı yapalım biz burayı diye ısrar ediyor:) Yatak odası için kemik rengi olsun dedim. Amcam pembe almış, bu aralar yatak odasında pembe renk revaçtaymış:) Benim bordo-kahve-krem temalı odamada pembe nasıl yakışır:) ama amcamı mı kıracam iki duvar pembe iki duvar krem olsun dedim. Ben o şekil duvarı 17 yıl önce boyamıştım diyerek beni geriden gelmekle itham etti birde:) 
Mat boyaydı parlak boyaydı kavgamızdan bahsetmiyorum bile.. Ben janjanlı ambalaj kağıdı gibi duvar istemiyorum. soft olsun mat olsun diyorum. Amcam, napcan mat duvarı sen onu silemezsin lekesini temizyeleyemezsin biraz parlak olsun diyor. demekle de kalmıyor bildiğini yapıyor zaten:) Yıllardır mat boya kullanıyorum sildimde yıkadımda bişe olmadı diyorum. Hade canıım sendee diyor:D Kazasız belasız bitseydi bari şu boya işi:) ondan sonrada seramikçi gelecek, onada takacak birşeyler bulurum ben :) 

Bugünleri unutmamalıyım ki bir daha taşınmaya cesaret edemiyeyim. Yoksa temizliğin tadını alırsam her temizlik vakti taşınsam diye tuttururum ben:P Gerçi unutamıyacağım bir evim var şu anda, toparlamaya çalıştığım eşyaları toplamaktan çok saçıp dağıttığım adım atacak yer bırakmadığım bir ev:( bu durumdan en çok İbrahim Eren memnun, kendisine o kadar çok eğlenecek şey buluyorki. Bundan sonra canı sıkıldığı zaman dibi köşeyi döküp önüne verecem birkaç gün aramaz beni herhalde:P
Dün okuldan geldikten sonra daha üstünü bile tam çıkarmadan, benim atmak için ayırdıklarımdan kendine bir kostüm hazırlamış:) resmini çekmeye çalışırkende bana poz veriyor.. Resimleri buraya ekleyecem ama birkaç yıl sonra aklı ermeye başlar, beni niçin buralarda madara ettin diye hesap sormaya kalkarsa ne derim bilmiyorum:)


Kafasında yazlık küçülmüş bir şapka, ellerinde kışlık eldiven, ayağında daha okul pantolonu, üzerinde de atlet:)



Yeri gelmişken ekleyeyim bari.. İbrahim Eren annesinin karnındayken babası 2000 parçalık bir puzzle işine el atmıştı. İbrahim Eren 3-4 aylık olunca, babasının ancak yarılayabilmiş olduğu puzzla, nasıl olmuşsa bebek koltuğundan sıyrılarak inmiş ve parçalarını yemeye teşebbüs etmişti:) Annesi de, kocasının o kadar aylık emeğine acımayıp darmadağın edip kutusuna doldurmuş, bi ara yok ederim bunu diyerek bir köşeye tepiştirivermişti.  Dip köşe dökülünce puzzlede ortaya çıktı :S  Babasıda ben bunu yapacam diye tutturunca hiç kalabalığımız yok ya, 100'e 70 ebatlarında bir karton üzerinde birde o dolaşıyor ortalıklarda:) 

Bu birkaç gün önceki hali.. Bugün itibari ile en fazla yerleştirilecek 50-60 parçası kalmış durumda. Tam olarak bitip, çerçevelendikten sonra yeni evimizin duvarını süslerken bitmiş fotosunuda eklerim inşaAllah..

Bitince böyle olacak..

30 Ocak 2009 Cuma

Taşınıyoruuzz..



Endişelenmeyin hemen blog yerinde duruyor, biz evimizi taşıyoruz;) 
Şükürler olsun uzunca bir imtihandan sonra, artık tamamen ümidimizi yitirmişken, süpriz bir şekilde Allah beklediğimiz ve istediğimiz evi bize nasip etti ve bugünden itibaren toparlanmalar ve hazırlıklar başlıyor İnşaAllah..
Fazla uzağa değil bir üst kata çıkıyoruz. Bir odadan diğer odaya taşınıyormuş gibi görünse de işimiz zor, Allah yardımcımız olsun..
Taşınma telaşımız bitene kadar bloğumuza ve blog arkadaşlarımıza vakit ayıramıyacam sanırım:( Şimdiye kadarda pek ayırmıyordun zaten diyenler olabilir:) geçtiğimiz bir ay içinde de ev arama derdimiz vardı ve emin olun ev aramanın stresi, yorgunluğu ev taşımaktan daha fazlaymış:( neyseki bizim için en güzel şekilde sonuçlandı ve komşularımızdan, mahallemizden ayrılmayacak olmamızın sevinci yaşadığımız stresi unutturdu..
Şimdi doldurulmayı bekleyen koliler, yıkanması gereken bi dünya çamaşır ve en önemlisi temizliği yapılacak kocaman bir ev beni bekliyor. 
Yeni evimizden yazacağım postlarda buluşabilmek dileği ile..

29 Ocak 2009 Perşembe

Laptop hırsızı:)




Şimdiye kadar hep korudum O'nu bilgisayarlardan, nasılsa sonunda birgün öğrenecek bu küçücük yaşında radyasyona maruz kalsın istemedim.. Fakat okulda bilgisayar dersleri varmış. Bundan tabiki haberim vardı, ama bu kadar çabuk ve fazla şey öğrenebileceğini tahmin etmiyordum. Artık evde boşta bırakılan laptopu yerinde bulamıyoruz:) Google ''oyun'' yazmayıda öğrenmiş:) google amcasında ondan yana zaten, önüne serip döküyor ne bulursa..


Birde bende bilgisayar isterim diye tutturuyor bazen:) şimdiye kadar bizi ve bilgisayarlarımızı rahat bıraksın diye O'na çeşit çeşit eğitici oyuncaklar almıştık. Geçen haftaya kadarda bunlarda benim bilgisayarım diyerek sarılıp dolaştırıyordu ama gerçek bilgisayarı tanıyınca O'nu kandırdığımızın farkına vardı :)



Bunlar oyuncak ben Dünya'nın oyunlarının olduğu bilgisayar istiyorum diyor:D Dünya'nın oyunlarından kastı internet sanırım:)

22 Ocak 2009 Perşembe

Ben ve sinir, sinirler ve ben..

Sevgili SananaAkİ BaNEneSaN  şimdiye kadar en çok sinirlendiğin olay ve seni en çok kızdıran şey acaba nedir ? diyerek mimlemiş beni.. 
Ahh bu soru bana gençliğimde sorulacaktıki :) (Şimdi yaşlımısın diyeceksiniz. pek tabi evet şunun şurasında torun sahibi olmaya ne kaldı;) İhtiyarladığım artık sinirlenemediğimden apaçık belli oluyor zaten) 

Genç iken çok sinirli agresif bir yapım vardı ev halkıda dahil kimse yanımdan geçemez, bana birşey soramazdı mutlaka çatacak birşeyler bulurdum:) Ta ki evlenip eşim gibi sinirden hiçbir şekilde nasibini almamış bu adamı tanıyana kadar.. Bir insan bu kadar cefakar bu kadar sabırlı olurmu diye ilk başlarda hep hayret ederdim:) hele birde benim gibi birine katlanabiliyor ya mutlaka bir sorunu var gibisinden:P  Yıllar geçtikçe benide kendisine benzetmeyi başardı. Ben başaramadım ama o başardı:) Artık O bana katlanıyor bende İbrahim'e:P Şaka bir yana gerçekten artık pek çok şeye sinirlenemiyor olmama hayret ediyorum. Başka insanlarda da böyle bir durum var mı çok merak ediyorum, acaba gelişimim normal seyrinde mi diye yani;)

Beni en çok kızdıran şahıs da, şüphesiz şimdiye kadar bana sabrı öğreten eşimdir:) O'nun olaylar karşısındaki soğuk kanlılığı beni çileden çıkarıyor, sinirim geçtikten sonra da kendisine hayran bırakıyor:) Bir de sorumluklarından kaçan, diğer insanların haklarına riayet etmeyen ve bencil insanlara acaip sinir olurum. Bazen bencillerle yani sadece kendisini düşünen insanlarla aynı dünyada yaşıyor olduğumu düşünmek bile sinirlendirebiliyor beni. bak şimdi yine tüylerim diken diken oldu:P 

Gelelim en çok sinirlendiğim olayaa.. Ne zamandır televizyon denen illete sinir olurdum ama o günkü kadar ondan nefret ettiğimi parçalamayı hayal ettiğimi hatırlamıyorum.  Hem alt kat komşumuzdaki hem evimizdeki televizyon aynı anda son ses çalışınca, hasta yatağında beni delirtmeye yetti. Odamdan çıkıp televizyonun üzerine yürüken tek düşündüğüm elime geçen ilk sert cisim ile onu parçalamaktı ama, tevizyon plazma olunca malum LCD ekranlarda bütün elektirik ekran üzerinden geçiyor, bir an aklım sinirimin önüne geçip elektiriğe çarpılabilmekle korkuttu beni:) bende ani bir dönüşle sola kırıp o anda nasıl olduysa elime geçen pense ile anten kablosunu kestim.. Bir anda kendilerini dipsiz bir kuyuya düşmüş gibi hisseden izleyenleri ne olduğunu anlamaya çalışırken ben çoktan yatağıma gömülmüş, birkaç saniye önceki sinirden üzerimde eser bile kalmamış olarak uykuya dalıyordum:) bu kadarcık yani bir anlıktı oldu bitti.:D

 Yaklaşık 15 gündür artık evimizde televizyon seside olmadığı için bende sinirlenecek bir olay bulamıyorum:) Kısacası ne var şu dünyada sinir olacak? melek gibi bir koca, daha melek bir evlat ve en melek ben:P yaşayıp gidiyoruz işte..

Bende LeYYa ablama ve Arabistan'da kadın olmak'a (kendisi bugünlerde Arabistan'da gelin olmak modunda ama :D fırsat bulunca cevaplasın) paslıyorum kolay gelsin..

20 Ocak 2009 Salı

Teşekkürler Home Centre


Home Centre'yi bilen bilir, bilmeyenlerede anlatayım birazcık..
Home Centre, Arap ülkelerinde 50 den fazla mağaza ve showroomu olan, müşteriye en iyiyi getirme sloganını kendine hedef edinmiş, farklı ülkelerden ihraç ettiği (Çin, Türkiye gibi..) mobilya, mutfak eşyası, mefruşat vb.. ürünlerini pazarlayan, İKEA'yı kendine idol edinmiş çakma bir IKEA işte..

Bakmayın başlıkta teşekkür ettiğime, aslında çok kızgınım onlara.. Sadece kendilerine, yaptıkları eşekliği aylar sonra zoraki düzeltme çabasına girdikleri için müteşekkirim..
Bu yazım sadece Home Centre müşterilerini ilgilendiriyor gibi görünebilir fakat benim asıl sitemim Home Centre'ye ürün ihraç eden İSTİKBAL markasına..

Ramazan ayının son günlerinde Home Centrede beğendiğimiz ''Konya'' isimli bir köşe takımını satın almakla başladı benim bütün derdim:( Bir hafta sonra evime teslim edilen takımı monte ederken kullanma talimatının türkçe olması dikkatimi çekti önce, daha sonrada iç döşemelerinde İstikbal logolarını görünce kendi ülkemin malını satın almış olmak onure etti beni..( ne işe  yarıyorsa..) Fakat akabindeki 10-15 gün içinde koltuklarda döşeme kumaşının altındaki dolgu malzemesi sabitlenmediği için yığılma ve potlanmalar oluşmaya başladı.. Durumu Home Centre yetkililerine bildirdiğimizde bizden sorunlu bölgelerin fotoğraflarını çekip getirmemizi istediler ve koltukların hatalı olduğunu kabul edip tamir için Cidde'ye göndereceklerini söylediler..  
15 gün süren tamirden sonra koltuklar iade edildiğinde aynı ilk günkü gibi paketlenmiş haldeydiler. Eve teslim eden adamlara üst kartonlarını çıkarttırıp altındaki naylonlarına açmamalarını tembihledik. Koltuklar krem rengi ya elleri kirlidir şimdi, biz açarız düşüncesiyle:) sonrada teslim aldığımıza dair kağıdı imzalayıp gönderdik.. Koltukların üzerindeki naylon kaplamayı kaldırdığımızda gözlerimize inanamadık:) Ne mi çıktı? Koltuklar 15 gün önce tamir için verdiğimiz haliyle hiç dokunulmadan geri getirilmişti. Hatta abartmıyorum üzerine eşimin saç teli düşmüş o bile halen yerinde duruyordu:) 
Silahlarımızı, badigartlarımızı kuşanıp :P Home Centre'nin yolunu tuttuk:) bizi gayet sakin karşılayıp cidden mii? sahi mii? diyerek havamızı aldılar ve ertesi gün tekrar gelin, bizde Cidde ile görüşelim neden böyle yapmışlar, gerekirse değişiriz diyerek geri gönderdiler.. Fakat ertesi gün mağazaya gittiğimizde karşımızda bir tane muhatap bulamadık:( ve neden sonra bize Cidde'ye ait bir numara verip muhatapımızın onlar olacağını söylediler. Biz de daha mağazada numarayı aradık, fakat karşımızdaki adam hazırlıklıydı ve koltukların tamiri için ellerinden o kadarının gelebildiğini söyledi (kaldı ki ben halen daha o koltukların Cidde'ye gidip geldiğine inanmıyorum çünkü üzerindeki saç teli hiç değilse yoldaki sarsıntıdan yer değiştirirdi:P) ve üzerinede ekledi, mağazamızda daha pahalı ürünler vardı onlardan alsaydınız madem.. ( sanki bizim sorunumuz ödediğimiz paraydı. bizim zorumuza giden ürünün tamire diye götürülüp aynı şekliyle geri getirilmesi, aptal yerine konmuş olmamızdı) bizde bunun üzerine Home Centre markasını ticaret odasına şikayet edeceğimizi söyledik(burada Tüketici hakları ticaret odasında aranırmış onuda yeni öğrenmiştik;)) karşı taraf oldukça pişkindi nereye kadar gidebiliyorsanız gidin, elinizden geleni yapın dedi bize..  O gün o koltukların üzerimize yamandığını düşünerek berbat bir moralle ayrıldık mağazadan:( 
Daha sonraki günlerde bir dilekçe hazırladık ve Home Centre'nin Dubai'deki genel merkezine şikayet maili yazdık. sorunumuz giderilmezse ekteki dilekçeyi fatura ile birlikte ticaret odasına vereceğimiz söyledik..(biraz tehtidvari olmuş ama) Ve daha sonra öğrendik ki eğer haklı bulunursak Ticaret belgeleri bile ellerinden alınabilirmiş..
Sonraki günlerde benim hayatından vazgeçmiş kocam kah yoğun işlerini, kah unuttuğunu bahane edip hep vermeyi erteledi dilekçeyi.. Bende zaten ümidi kesmiş, koltukları nasıl başımdan atabilirim diye çareler aramaya başlamıştım.. 
Ta ki birgün, bir tanıdığımızın bize, önceki gün Home Centre'den alışveriş yaptım bana sizi tanıyıp tanımadığımı sordular ve telefon numaranızı aldılar dedi.. sabırla bize ulaşmalarını bekledik. neden sonra (ki en az bir ay geçti bunun üzerinden sanırım o güne kadar bizim tekrar mağazaya gitmemizi beklediler ama sonunda ya vicdanları daha fazla müsade etmedi:P yahut Dubai dilekçemiz işe yaradı bilemiyorum artık:))bize telefon açmayı akıl ettiler ve ertesi gün 10'da size gelecez diyip kapattılar telefonu:) bizim niçin geleceksiniz, napacaksınız diye sormamıza bile müsade etmediler..
Ertesi gün yanlarında elimizdeki takımın aynısıyla çıkıp gelmişlerdi..Aslında bu duruma bize sorulmadan karar verilmiş olmasına sinirlendim çünkü gelecek yeni takımda aynı seri üzerinden üretildiği için aynı sorunu çıkarması kuvvetle muhtemeldi ve zaten onlarda bende aynı sorunu çıkaracam der gibi bakıyorlardı:) ama bi kere kapıya kadar, üstelik yenisi ile gelmişlerdi sesimizi çıkarmayalım artık dedik.. Fakar bu sefer temkinliydim:) üzerlerindeki bütün ambalajları apartmanda açtırıp sağını solunu inceledim ve daha sonra evdeki koltukların çıkarılmasına müsade ettim.. Adamlar yeni koltukları içeri taşıyıp gitmek üzere iken eşim bana, monte ettirelim mi? diye sordu.. Boşver elleri kirlidir şimdi :) biz monte ederiz dediysem de, portmantoyu kaldırırken belini incittiğini bahane ederek adamlara gitmeden monte etmelerini rica etti.. Adam koltuğun ayağını takmak için koltuğu ters çevirdiğinde altının boydan boya kırık olduğunu gördük:( altındaki sandık kısmı tamamen içeri çökmüştü. Belkide bunu bilerek getirmemişlerdi ama biz ikinci sefer aldatıldığımızı düşündük:( Kocama kalsa sandığınıda kullanmayıveririz boşver kabul edelim diyordu ama ben evdeki eskileride, kırık yenileride ellerine verip gönderdim:). Aradan 10 dakika geçmeden Home Centre yetkilileri bizi arayıp sorunlu koltuklara karşılık mağazalarından istediğimiz bir koltuk takımını alabileceğimizi söylediler. Evet bizde bu kadar şeyden sonra inanamadık ama yaptılar:) ve ben eski takımdan tamamen alakasız, tamamıyla farklı, ÇİN MALI bir takım beğendim:) İki gün önce de evimize teslim edildi. Umarım bu koltuklarda artık bir problem çıkmaz çünkü kocam varsa bile sakın bana söyleme kaldır at daha iyi diyor:D napsın adamcağız bu kadar zaman zarfında benim ile Home Centre arasında en çok yıpranan O oldu:)
Sanki aylardır o koltukları sırtımda taşımak zorundaymışımda, birisi aniden sırtımdan indirmiş, kuş gibi hafiflemişim gibi hissediyorum şimdi kendimi..O günlere geri dönüp baktığımda, o günlerden bize, yaşadığım stresi saymazsam koltukların üzerinde çekilmiş birkaç tatlı fotoğraf ve mağazalarında telefonla konuşup her türlü hakareti işittikten sonra çıkarken, ağlayarak ''Aşkım ben artık eve gitmek istemiyorum o koltuklar sinirlerimi bozuyor'' diyen bana, bir taraftan göz yaşlarımı silerken ''Yapma bitanem bir koltuk için değer mi yenisini alırız hatta hemen gidip çıkartalım onları evden'' diyen kocamın tatlı tesellileri kaldı.. Ha tabi birde bir sürü tecrübe;) Örneğin, seneye Allah izin verirse Türkiye'de de bir evim olacak ven ben evime asla İSTİKBAL markasını sokmayacağım.. İstikbal gibi bir marka ihraç ürünlerini bu şekilde dandik üretmemeli. Hele de Türk kalitesine her şekilde güvenen arap ülkelerine...Home Centre mi? Hym.. çok cicili bişeler olursa onu belki düşünebilirim:P
Bu arada biz susmayıp hakkımızı aradığımız için ve ümidi kesmişken birden herşeyin değişivermesi bizi fena gaza getirmiş durumda:) sagımıza solumuza bakıp bizi kim dolandırdı şikayet etsek diye aranıyoruz:P 
Şimdi sırada geçen hafta bize, tahlil için 200 riyal fatura kesip, bizden 300 riyal tahsil eden laborantta..;)

17 Ocak 2009 Cumartesi

Pigloo-Papa Pinguin



İbrahim Eren youtube de dolaşırken bulmuş bu videoyu, ne dediğini anlamıyorum ama görüntüler apaçık.. Bayıldık bu videoya, akşama kadar İbrahim izledi, şimdi O uyudu ben izliyorum:) Nasılda benziyor İbrahim'e.. Yavrum benim, O'da babasını işe göndermemek için döndürmediği fırıldak kalmıyor:) çünkü biliyorki babayı bir kere kaçırırsa elinden, tekrar kavuşması belki günler sürecek:( ama yinede sonunda engel olamıyor gidişine:( Acaba diyorum, O'da bu penguen gibi babasına dans etmeyi öğretse engel olabilir mi gidişine;P

Yalnız bir sorunum var videoyu buraya nasıl ekleyeceğimi bilmiyorum malesef:( öğretmek isteyen olursa hiç çekinmesin;)
Videonun URLsi burada youtube girebilenler mutlaka izlesin...