Lilypie 5th Birthday PicLilypie 5th Birthday Ticker

7 Kasım 2008 Cuma

Yüzdeyüz anne yapımı oyun hamuru..



Malumunuz piyasada satılan oyun hamurları hakkında her türlü şey söyleniyor..Hele anne iseniz kulak kabartmadan, işkillenmeden edemiyorsunuz.. Bu durumda iş başa düşüyor anne olarak napsamda çocuğumun hem sağlığını korusam hemde hiçbirşeyden eksik etmesem diye çareler arıyorsunuz..
İbrahim Eren'de nicedir oyun hamuru ile oynamak istiyor sürekli bana hatırlatıyordu. Aslında evde de satın alınmış rengarenk hamurlar vardı ama bile bile çocuğumun eline vermeye vicdanım müsade etmedi ve sıvadım kolları..Önce internetten aradım, taradım. Birisi yalnızca tuz, su ve undan yapılan diğeri tutkal ve undan yapılan iki tarifte karar kıldım. İbrahim Eren'in artık ağzına almayacak kadar aklının büyüdüğüne inandığım içinde tutkal ile yapılandan yaptım. Diğer tarifi ise kuzeni Sümeylan(Süleyman) için tavsiye ettik teyzemize..
Gelelim malzemelere..
Tutkal
Un
Değişik renklerde gıda boyaları.

Fakat ben yaparken pek çok şeyi tecrübe ettim. Paylaşmak istiyorum ki sizlerde benim düştüğüm hallere düşmeyesiniz:P
1. Tutkal ve unu karıştırırken mutlaka önce karıştırma kabına bir miktar(4-5 yemek kaşığı kadar) tutkal döküp azar azar un ekleyerek kıvam verin..Benim gibi kaba unu doldurup sonra tutkal döke döke kıvam tuturmaya kalkmayın bi dünya taş gibi hamurunuz olur elinizde:)
2. İlk başta büyük bir hamur hazırlayın. Daha sonra onu ufak parçalara bölerek renklendirin..Benim gibi her renk için ayrı hamur karmayın:)
3. Mutlaka plastik eldiven kullanın. Onu ilk baştan akıl etmiştim ama:)
4. Hamurunuza cıvık ele yapışan bir hamur kıvamında iken un eklemeyi bırakın ve lastik eldivenden hamur ayrılana dek yoğurun. İlk başalarda ümitsiz vaka gibi görünsede mutlaka hamur ele yapışmayacak kıvama geliyor. Yoksa hamur yapışmayana kadar un eklerseniz o kadar sert oluyorki değil çocuğunuz siz dahi şekil vermekte zorlanıyorsunuz..Olaki yinede sert olursa hamurunuza tutkal ekleyip var gücünüzle yoğurarak istediğiniz yumuşaklığı kazandırabiliyorsunuz..
5. Hamur yoğurmak için uygun bir mekan ayarlayın ortalık çok batıyor. Ben senin gibi pasaklı değilim diyebiliyorsanız ona bi lafım yok;)
6. Hamurla oynarken mutlaka yanınızda nemli bir bez bulundurun ve hamurlarınızın üzerini bununla örtün, bu hamurun tek olumsuz tarafı çok çabuk kuruyor olması..
Hamurlarınızı hava almayacak şekilde poşetleyip buzdolabında uzun süre saklayabilirsiniz.. Ve işte benim zaferim :) rengarenk hamurlarımız.. Mavi renk boyamız yoktu şimdilik bu renklerle idare edecez zaten mavi renge de ihtiyacımız yok bize bu aralar bol bol kırmızı olsun yeter;) Neden mi? Onun cevabı da bir sonraki konuda;)

4 Kasım 2008 Salı

Oynatmaya az kaldi..


İki gündür uykularım biri veya birileri tarafından en tatlı yerinde bölünüyor:( Ve bölündüğü yerde film kopuyor artık uykuya devam edemiyorum;( Beynim sinyal çanlarını çalmaya başladı.. Sana uyku diye bişe yok, sen kıymetini bilmiyon diyo bana:( yoksa benim bu saatte ayakta olduğum görülmüşmüdür:P Şaka bir yana gerçekten sıyırmak üzereyim bütün gün ağrı kesici sakinleştirici ne bulduysam indirdim mideme.. Gece 11'de de bütün ev halkını silah zoru ile uyutup, uykumu bölebilecek bütün araç ve gereçleri ihma edip kafamı yastığa koymuştum kii...Görgüsüz, insanlıktan nasibini almamiş aklıma gelen her türlü hakareti etmeyi müsait bir komşumuz (muhtemelen Mısırlı) televizyonun sesini sonuna kadar açtı, tam da yatak odamın altında.. Ben bile üst kattan rahatlıkla anlayabiliyorum ne izlediğini:( İlk başlarda kafamı yastığa gömüp 'Ya Sabır' çekiyordum fakat benim gibi rahatsız olan başka komşularımız da varmış demek duvara yahut yere sertçe vurma sesleri duydum.. Fakat pişkin komşumuz kendine yakışanı yaptı ve aynı şekilde oda vurarak karşılık verdi ve üstüne tv'nin sesini daha da yükseltti.. O anda ulaşabildiğim en sert cisim elektrik süpürgesinin demirleri oldu ve bende vurmaya başladım.. Bir ben, bir diğer komşu, bir kendisi, bir ben, bir diğer komşu, bir kendisi... Sonunda bu yarışın sonu yok diyerek pes eden ben oldum..Çünkü beynim o dayanılmaz ağrının sinyallerini vermeye başladı:( Kafamı tekrar yastığa gömüp artık ''Allahim nolur ya aklımı al ya canımı'' diye dualar etmeye başlamıştım ki birden televizyonun sesi kesiliverdi..:) Diğer rahatsız olan komşumuz dışarı çıkıp münasebetsiz komşumuzun evine giden ana şalteri kapatmiş:) Fakat şimdi adam Elektriğimi kesebilirsiniz fakat sesimi aslaa dercesine kafasını pencereden çıkarmış eşekler gibi anırıyor:S Önceden rahatsız olan sadece ikimizdik şimdi bütün sokak dinliyor iyi mi? Sevgili komşuma hakkım helal etmiyorum diyerek kapattım penceremi.. Sabaha kadar anıracak değil ya elbet o sesi de kesilecek.. Yazık, olan benim uykulara oldu yine:(

3 Kasım 2008 Pazartesi

Tam 4 yil önce bugün..



Tam 4 yıl önce bugün, artık Sen vardın hayatımda...
O zamanlar bilemezdim senin gelişinin hayatımda neler değiştireceğini..
Onsuz olmaz dediğim şeylerin artık adını bile anmayacağımı, varlığına tahammül bile edemediklerimin hayatımın vazgeçilmezleri olacağını..
Hatta onlarla yaşamanın bana mutluluk vereceğini:)
Ama bunların hiçbirinden şikayetçi değilim bebeğim..

Ben seninle mutluyum..
Sana mutluluk veren herşey benim mutluluğum..
Sen annenin dualarısın..
İyiki varsin..
İyiki benimsin..

2 Kasım 2008 Pazar

Ellerim küçük daha..


Ellerim küçük daha,
Yine de açıyorum sana,
Senindir hazineler,
Dilediğince ver bana.
Sevgi dolu her anım,
Ciğerim sana hep yanıyor aman
Zikrinle rahatlarım.
Yüreğim seni hep anıyor aman..
Şükretmemek ne ayıp!
Her an nimetin içindeyken.
Ah ne acı bir kayıp!
Seni bilmemek Sen varken.
Kalbimdedir İmanım,
Ciğerim sana hep yanıyor aman.
Çok şükür müslümanım,
Yüreğim seni hep anıyor aman..

(Neslihan Nur Türk)



Artık ''Dua'' bölümümüzde var, İbrahim Eren'in öğrendiği duaları da paylaşacağız sizlerle...

30 Ekim 2008 Perşembe

Bizim asker :))

Bu sabah uyandığımda bizimkini bu halde buldum :)
-Bu ne hal yavrum neredeyse boğulacaksın?
-Ben asker oldum anneee.. dedi:)
-haa.. peki o boynundakiler ne?
-Onlar benim bombalarım kötüleri bombalıyorum :)
Eve bir göz attım ki bombalanmamış bir köşe kalmamış:) Zavallı evimiz kimbilir ne kötülük yaptı?
Ayağınada bir ayakkabı geçirmiş:) ayakkabısız asker olmazmiş:)
Ayakkabılı, pijamalı neredeyse boğulmak üzere olan asker, ben kahvaltıyı hazırlayana kadar biraz daha bombaladı dibi köşeyi.. Kahvaltıdan sonra anne, enkaz toplama görevlisi olarak saatlerce görevini icra etti:S
Bugün nasıl olmuşsa saatin sesini duyamamış (belki de duymuş ama kapatmış) uyanamamışım..Servisçi teyzemizin kapıyı çalması ile uyandık..Gözümün biri açık diğeri kapalı üzerimde ne vardı hatırlamıyorum bile :) kapıyı açıp biz uyanamadık dedim:) Sağolsun kadın ''siz hazırlanın biz 10 dk sonra tekrar gelelim'' diyerek gitti..İbrahim Eren'i bir taraftan ben diğer taraftan babası adeta paket gibi hazırlayıp gönderiverdik:) kendiside okula varınca uyanmıştır artık:P

27 Ekim 2008 Pazartesi

İbrahim Eren'e neler oluyor?

İbrahim çok farklı huylar edindi..Pek çoğunu bekliyordum fakat bir şey varki beni çok şaşırtıyor..Marka takıntısı.. Evet ayakkabılarını, çantasını vs. beğenmiyor, arkadaşlarının giyindiği markalardan istiyor.. Bende ucuz alacak kadar zengin olmadığımız için basit şeyler almadım hiçbir zaman. Fakat şimdiye kadar spiderman, batman, superman gibi bence şiddet çağrıştıran karakterlerden ve onları taşıyan her türlü şeyden hep uzak durdum. İbrahim'e ne tanıttım ne de çizgifilmlerini izlettim..Fakat tecrübe ile öğrendim ki çocuğumu ne kadar korursam koruyayım benden kopunca mutlaka onları öğreniyor. Çünkü dışarıda tezgah onların elinde malesef:( Şimdilerde beni bezdiriyor.. saatlerce spidermanlı ayakkabı diye, batmanlı çanta diye ağlayabiliyor ama yılmak yok mutlaka onlarsız yaşamayı öğrenmeli.. Yinede çok fazla üzüp aklının bir köşesinde yer bırakmasınıda istemiyorum.. Madem kahraman olmak istiyorsun o halde asker olmalısın diyerek kamuflaj kıyafetleri aldım asker olmaya heveslendiriyorum. Şimdilik asker kıyafetleri içinde çok mutlu umarım o garip neye benzediği belli olmayan karakterlerin İbrahim'in dünyasındaki yerini doldurur..Bu arada okula da hergün farklı bir ayakkabısını giyiniyor..şimdilik buna ses çıkarmıyorum:) Yalnızca uzaktan benim küçük oğlumun ne kadar hızlı büyüdüğünü izliyorum:)